(3167 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 503)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık H. A. A.'ın yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne dair Ş. 9. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.1999 gün ve 1998/113 esas 1999/1354 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının onanma isteyen tebliğnamesi ile 15.10.2001 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak
Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız yarar sağlaması dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur.
Hile ve desiselerin kandıracak nitelikte olması lazımdır. Sözü edilen niteliğin tayini izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir, sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Bu nedenle hile ve desisenin neler olduğu somut şekilde gösterilip tartışılmadan, sadece, tek başına çek keşide etme yetkisi olmadığı halde çek keşide etmiş olması sebebine dayanılarak dolandırıcılık sucundan sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy