(765 S. K. m. 503) (1412 S. K. m. 326)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Atilla Ilıman'ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne dair Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 06.07.2000 gün ve 1998/895 esas, 2000/821 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 27.11.2001 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşmek dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur.
Hile ve desisenin kandıracak nitelikte olması lazımdır. Sözü edilen niteliğin tayini izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir. Sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Müdahil ile sanık arasındaki akrabalık durumu nedeniyle suça konu belgenin veriliş neden ve biçimi de nazara alınıp hile ve desiselerin nelerden ibaret olduğu somut şekilde gösterilip tartışılmadan sadece tek başına çek keşide yetkisi olmadığı halde hesap sahibi şirketin borç nedeniyle çek keşide etmesine dayanılarak dolandırıcılık suçundan sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de; 1 yıl hapis cezası tayin edilen ilk hükmün sanık temyiz üzerine bozulduğu gözetilmeden CMUK. nun 326/son maddesine aykırı olarak fazla ceza tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy