(3167 S. K. m. 16)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık E.K. ın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne dair Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.11.2000 gün ve 2000/296 esas, 2000/1139 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 7.1.2002 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Çek, görüldüğünde ödenir ve bono poliçe gibi bir kredi aracı olmayıp, ödeme aracıdır. Bir kambiyo senedi olması nedeniyle, mücerret bir alacağı ihtiva etmekte; yani asıl borç ilişkisinden bağımsız bir varlığa sahip bulunmaktadır. Bu nedenle, keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki, çekin hukuki varlık ve niteliğini etkilemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2.3.1992 tarih ve 1992/7-28 esas 51 karar numaralı ilamında da açıklandığı üzere yasa koyucu, 3167 sayılı Kanunun 16. maddesi ile karşılıksız çek keşide etmeyi, biçimsel bir suç olarak düzenlemiştir. Bu maddeye göre bankaya ibraz edildiğinde karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler cezalandırılır.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin, dava konusu çekin müştekiye hatır niteliğinde teminat olarak verildiği ve henüz tebliğe çıkarılmadığından, şekli anlamda kesinleşmediği için, maddi hukuk anlamında da kesin hüküm niteliğinde, yani bağlayıcı olmayan ve kesin hüküm niteliğinde olsa bile, çekin hukuki niteliğini ve tedavülünü engelleyici olmayıp, sadece takip hukukuna ilişkin olan Mersin İcra Tetkik Merci Hakimliğinin 2000/821 esas, 1251 karar numaralı hükmü esas alınarak, sanıkla müşteki arasındaki ihtilafın hukuki nitelikte olduğundan bahisle sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olması ve bu durumda da;
17 Ekim 2001 tarih 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası karşısında yasal düzenlemenin ne olacağının belirlenmesi açısından acilen uyum yasası çıkartılması zorunluluğu da nazara alınarak sonucun beklenmesi ve buna göre yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan başka yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 5.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy