(765 S. K. m. 491/3, 493/4-son, 516/3, 523) (4721 S. K. m. 684)
Dava: Izrar ve hırsızlık suçlarından sanık Erdal'ın yapılan yargılaması sonucunda; ızrar suçundan kamu davasının şikayet süresinin geçirilmesi nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve hırsızlık suçundan ise hükümlülüğüne ilişkin MANİSA 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.12.2002 gün ve 2002/134 esas, 2002/988 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 22.04.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanık hakkında ızrar suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 619 ve halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddeleri uyarınca bütünleyici parça ( mütemmim cüz ), yerel adetlere göre asıl şeyin parçası olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Yasada öngörülen bu tanımlamaya göre, asıl şeye yani kapıya yukarıda belirtildiği biçimde sıkı bir maddi bağlantı ile bağlı olan kapı camının, kapının bütünleyici parçası olduğu gibi, camıyla maddi bütünlük oluşturan kapının da yine aynı biçimde maddi bağlantı ile bağlı olduğu yapının bütünleyici parçası olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu olayda sanık tarafından kırılan karakol binası kapısı camının, yargılaması şikayete tabi olmayan TCK'nın 516/3. maddesinde öngörülen ızrar suçuna konu kamuya ait yapı kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin; kapı camının, binanın bütünleyici parçasını oluşturan eşya niteliğinde olmayıp, taşınmazın kısımlarından olduğu gerekçesiyle, sanığın eyleminin TCK'nın 516/ilk maddesi kapsamında değerlendirilerek, süresinde yapılmış bir şikayetin bulunmadığından bahisle, TCK'nın 108. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi;
2- Hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddianamede sanığın TCK'nın 491/4-son maddesi uyarınca cezalandırılması talep edildiği ve mahkemece, sanığın eylemi aynı yasanın 491/3. maddesi kapsamında değerlendirilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu halde,
CMUK'nın 258/son maddesi hükmü uyarınca sanığa ek savunma hakkının verilmemesi, CMUK'nın 309. maddesi hükmü karşısında bozma nedeni yapılmamıştır. Ayrıca;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların reddine; ancak:
a ) Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi sırasında, yeterli, yasal ve dosya kapsamına uygun somut gerekçe gösterilmeksizin, yasada belirtilen soyut ifadelerin tekrarı ile yetinilerek, asgari haddin üzerinde ceza tayini;
b ) Kabule göre; TCK'nın 523. maddesinin uygulanması sırasında, hesap hatası sonucu cezanın 1 yıl hapis yerine, 4 ay hapis şeklinde eksik tayini;
Sonuç: Yasaya aykırı, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 10.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy