(765 S. K. m. 516/1-2)
Dava: Izrar, geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak ve saldırgan sarhoşluk suçlarından suçlarından sanıklar Mustafa , Kamil ve Muharrem'in yapılan yargılamaları sonucunda;
Hükümlülüklerine ilişkin ADAPAZARI 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2002 gün ve 2001/1104 esas, 2002/651 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 22.04.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanıklar hakkında geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak ve saldırgan sarhoşluk suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin uygulanması sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmemesi suretiyle CMUK'nın 32 ve 260. maddelerine aykırı davranılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hükümden sonra 10.02.2003 gün ve 25020 ( mükerrer ) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile değişik TCK'nın 30/2. maddesi nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle para cezasının tespitinde yasal zorunluluk bulunması bozmayı gerektirdiğinden,
Hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 4806 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile değişik TCK'nın 30/2. maddesi uyarınca yapılan uygulama neticesi, geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak suçundan verilen sonuç ağır para cezasının 854.100.000.-Liraya ve saldırgan sarhoşluk suçundan verilen sonuç hafif para cezasının ise 142.320.000.-Liraya indirilmek suretiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2- Izrar suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazların reddine; ancak:
TCK'nın 516/2. maddesinde öngörülen kişilere karşı şiddet kullanımı suretiyle ızrar suçunun oluşabilmesi için, sanık tarafından kişilere karşı yöneltilen şiddet eylemi ile mala zarar verilmesi arasında bir nedensellik bağının bulunması; yani, şiddetin, ızrar amacına yönelmiş olması ve bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılması gerekmektedir.
Sanıklardan Kamil'in müştekilerden E'nin otomobiline zarar vermesi üzerine sanıklarla müştekiler arasında çıkan tartışmada, birden bire müştekilerin evine giren sanıkların, müştekilerden G'nin nişanlısı E'nin nikahlarını geciktirmesi ve diğer müştekilerin de nikah yapılmadığı halde E'yi eve kabul etmelerine duydukları kızgınlık saikiyle müştekilerin tümüne müessir fiilde bulunurken, bir yandan da eşyalarına zarar vermeleri şeklinde gerçekleşen dava konusu olayda, sanıkların müştekilere yönelttikleri şiddet eylemlerinin, ızrar amacıyla gerçekleştirilmediğinin ve ızrar fiilini gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanılmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların ızrar eylemlerinin, TCK'nın 516/ilk maddesinde öngörülen takibi şikayete tabi olan ızrar suçuna uygun düştüğü ve müştekilerin şikayetlerinden vazgeçmiş olmaları karşısında, TCK'nın 99/son maddesi uyarınca sanıklardan vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri de sorularak, vazgeçmeyi kabul etmeleri halinde, kamu davasının düşürülmesine karar vermek gerektiğinin gözetilmemesi;
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 17.06.2003 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy