(765 S. K. m. 516)
Dava: Nas-ı ızrar, görevli memura etkin direnme ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Hasan'ın yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne ilişkin SAMSUN 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19.02.2002 gün ve 2001/1331 esas, 2002/120 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzeltilerek onanmasına isteyen tebliğnamesi ile 03.06.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.09.1992 gün ve 4- 205/225 nolu kararında da açıklandığı üzere; görevli memura etkin direnme suçu, memur veya ona yardım edenlere görevini yaptığı sırada şiddet veya tehditle karşı koyarak kamu görevinin yapılmasına engel olunmasıdır. Bu suçta failin amacı yerine getirilmekte olan kamu görevine engel olmaktır.
Direnme sırasında söylenen tahkir edici sözler, görevli memurları etkilemek, direnmenin ciddi olduğu göstermek ve elverişliliğini sağlamak amacına yönelik hareketler olup, görevlilere görevini yaptırmamak kastıyla yapılan bu tür eylemler kül halinde görevliye etkin direnme suçunu oluşturur.
Olay gecesi saat 23:00 sıralarında alkollü sanığın sarhoşluğunun etkisiyle şehrin 100. yıl Bulvarı üzerinde bağırıp çağırdığı, yol kenarında park halinde bulunan araçlara tekme attığı yönündeki ihbar üzerine olay yerine gelen görevli müştekilere "Niye geldiniz lan, sizin ananızı, avradınız, bacınız., Allahınızı sinkaf ederim" diyerek küfreden sanığın, karakola gitmemek amacıyla müştekileri tehdit edip müşteki Nuh'a tekme ve yumruk ile vurması, zorla getirildiği karakol içerisinde de küfür ve tehditlerine devam ederek yüzünü yıkamak için gittiği karakol lavabosunda asılı bulunan aynayı kırması şeklinde oluşan suça konu olayda; sanığın müştekilere karşı gerçekleştirdiği tehdit, vurma ve sövme eylemlerinin görevlilere görevlerini yaptırmamak amacına yönelik olup bu haliyle söz konusu eylemlerin kül halinde görevli memura etkin direnme suçunu oluşturduğu kabul edilmekle birlikte, sanığın tahkikat için getirildiği karakolun lavabosunda asılı bulunan aynayı kırması eylemini ise görevli memurları etkilemek, direnmenin ciddi olduğunu göstermek ve elverişliliğini sağlamak amacına değil; kamu malına zarar vermek amacına yönelik olduğu; yani zarar verme suçunu görevli memura etkin direnme suçunun unsuru olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 10.02.2003 gün ve 25020 ( mükerrer ) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile değişik TCK. nın 30/2. maddesi nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle para cezasının tespitinde yasal zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirdiğinden;
Sonuç: Hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 4806 sayılı yasanın 1. maddesi ile değişik TCK. nın 30/2. maddesi nazara alınarak yapılan uygulama sonucu sanığa görevli memura etkin direnme suçundan verilen "284.731.200 TL" ağır para cezasının "284.700.000 TL"ye saldırgan sarhoşluk suçundan verilen "142.365.600 TL"ye hafif para cezasının "142.320.000 TL"ye indirilmek suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy