(647 S. K. m. 5) (765 S. K. m. 2/2) (1412 S. K. m. 321)
Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanıklar M. Cıvıldak ve M. Demirci'nin yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine ilişkin İZMİR Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 08.04.2003 gün ve 2003/81 esas, 2003/71 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş ve sanık Mehmet vekili incelemenin duruşmalı yapılmasını talep etmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın onama ve bozma isteyen tebliğnamesi ile 24.09.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmeyen ve vekilde göndermeyen sanık M. yönünden de duruşmasız olarak incelenip gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.10.1994 tarih ve 1994/10/181-312 sayılı kararında da belirtildiği üzere iki yada daha fazla kimselerin suçu İşlemek için önceden anlaşıp birleşmeleri halinde teşekkülün oluştuğu kabul edilmelidir. Doğal olarak teşekküle katılanlar suçun kolayca işlenmesini sağlamak için kendi aralarında, bir iş bölümüne gideceklerdir. Bunlardan bazılarının işin Önemli bir bölümünü bazılarının daha hafif bir kısmını üstlenmeleri veya bazılarının suçtan elde olunacak faydayı bölüşürken diğerlerinin belli bir miktar ücret almaları teşekkülün oluşmadığı sonucunu doğurmayacağından; oluşa ve mahkemenin kabulüne göre sanık Mümin'in diğer sanık M.' e ait uyuşturucu maddeyi bu sanığın talimatı ile hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeden kesinleşen sanık V.' a teslim edip parayı alarak sanık M.'e verdiği anlaşılan olayda sanık M.'in diğer sanık ile fikir ve irade birliği içinde atılı suçu işlediği anlaşıldığından hakkında TCK. nın 403/7. maddesinin uygulanmasında yasaya aykırı bir yön görülmediğinden tebliğname de bu yöne ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanıklar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 647 sayılı yasanın 5. maddesine 4786 sayılı yasa ile eklenen 5. fıkranın TCK. nın 2/2. maddesi hükmüne aykırı olarak sanık hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi yasaya aykırı görüldüğünden hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkında verilen para cezasının infazında 647 sayılı yasanın 5. maddesine 4786 sayılı yasa ile eklenen 5. fıkrasının uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün Düzeltilerek Onanmasına, 29.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy