(765 S. K. m. 81, 503, 522)
Dava: 3167 sayılı Kanuna muhalefet, (dolandırıcılık) suçundan sanık Abdil Aslan'ın yapılan yargılanması sonunda; TCK'nın 503/1. 522. 81/2. maddeleri gereğince 1 sene 9 ay hapis ve 5.627.886.250 lira ağır para cezası ile hükümlülüğüne ilişkin Kırıkkale 1 Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 25.09.2001 gün ve 2000/173 esas 2001/596 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın onanma isteyen tebliğnamesi ile 24.05.2002 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Sanık, 8.9.2000 tarihli alınan ifadesinde suç konusu çeki kendisinin düzenlemediğini, çeki ismini hatırlamadığı ortağının düzenlediğini ileri sürmüş olmasına göre, öncelikle çekteki keşideci imzasının sanığa ait olup olmadığı araştırılarak bu hususa açıklık kazandırılması, suç konusu çekin sanık tarafından keşide edilmediğinin saptanması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.1992 gün ve 7/351-55 sayılı kararında açıklandığı üzere eylemden şikayet bulunduğu nazara alınarak çeki keşide edenin tesbiti ile hakkında ek iddianame ile kamu davasının açılmasının sağlanması ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği anılan çekteki imzanın sanığa ait bulunması durumunda ise suça konu çekin Özaslanlar Petrol Nakliye Tarım Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited şirketine ait Vakıfbank Niğde Şubesindeki hesaptan keşide edilmiş olmasına göre, keşide tarihinde sanığın adı geçen şirket adına münferiden çek keşide yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız yarar sağlanması dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur.
Hile ve desisenin kandıracak nitelikte olması lazımdır, sözü edilen niteliğin tayini izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir, sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Bu nedenle hile ve desisenin neler olduğu somut şekilde gösterilip tartışılmadan sanığın çelişkili beyanları ile borcu ve çeki inkar etmiş olması sebebine dayanılarak dolandırıcılık suçundan sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy