(765 S. K. m. 81, 258) (CGK. 21.09.1992 T. 1992/4-205 E. 1992/228 K.)
Izrar, hırsızlık, görevli memurlara hakaret ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Haydar Kılavuz'un yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ait Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 29.05.2003 tarih ve 2003/88 esas, 2003/434 karar s. hükmün süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 03.11.2003 gününde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Tekerrür sebebiyle TCK. nun 81. maddesi uyarınca yapılan arttırımlar sırasında, tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetlerin denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde açıkça gösterilmemiş olması, sanığın adli sicil kaydının içeriği, mahkemece getirtilen ilamlar, yapılan infaz araştırması ve uygulanan yasa maddeleri göz önünde bulundurulduğunda, doğru mahkumiyetlerin uygulamaya esas alındığının anlaşılması karşısında, sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
1- Hırsızlık ve saldırgan sarhoşluk suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ait temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun biçimde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün istek gibi ONANMASINA;
2- Izrar suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ait temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun biçimde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Tekerrür uygulaması sebebi ile para cezasının arttırımı sırasında; TCK. nun 81/3. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan önceki suç için hükmedilmiş cezadan fazla arttırım yapılamayacağı ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 20.06.1960 gün ve 11-13 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.02.1998 gün ve 574-43 s. ve 08.05.2001 gün ve 85-86 s. Kararlarındaki ilkeler ile TCK. nun 81 ve 2. maddeleri dikkate alındığında, tekerrür sebebiyle para cezasının arttırımında, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 647 s. Kanun'un 5. maddesinin 6 ve 9. fıkralarında belirtilen miktarın esas alınmasının gerektiği; bu halde tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin suç tarihi olan 22.09.1995 tarihinde, 647 s. Kanun'un 5. maddesinin 6 ve 9. fıkralarında ön görülen miktar 10.000.-TL ve önceki mahkumiyet de 2 yıl 4 ay olduğundan (365x2=) 730 + (4x30=) 120 = 850x10.000=) 8.500.000-TL olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında fazla ceza tayini;
Yasaya aykırı olduğundan, hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; TCK. nun 81/1-3. maddesinin uygulanması sonucu bulunun cezanın 104.828.000.-TLye indirilmesi suretiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak düzeltilerek ONANMASINA;
3- Sanık hakkında görevli memura hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 21.09.1992 tarih ve 205/228 s. ilamı ile 16.11.1999 tarih ve 4/221-279 s. ilamlarında da açıklandığı üzere; görevli memura direnme sırasındaki tahkir edici davranışlar, görevli memurları etkilemek, direnmenin ciddi olduğunu göstermek ve elverişliliği sağlamaya yönelik hareketler olduğundan kül halinde görevliye etkin direnme suçunu oluştururlar; ancak, direnme sona erdikten sonra ya da direnme başlamadan gerçekleşen tahkir eylemleri ayrı bir kasıtla gerçekleştirildiğinden direnme suçu içerisinde değerlendirilemez.
Dosya kapsamına göre; olay tarihinde aşırı derecede sarhoş olan sanığın, işlemiş olduğu hırsızlık suçu sebebiyle yakalanması ve görevli polis memuru müşteki Ömer Selçuk Başar'ın kendisini kelepçelemek istemesi üzerine, kelepçeyi taktırmamaya çalışıp, kaçmaya teşebbüs ederken omuzu ile vurarak müştekinin 5 gün iş ve gücünden kalır biçimde yaralanmasına neden olduğu; sanığın kelepçe takılıp zor kullanılarak karakola götürüldükten sonra, karakolda bulunan müşteki görevli polis memurlarına görevlerinden dolayı hakaret ettiğinin; böylelikle karakola getiriliş aşamasına kadar görevli memurlara cebir, şiddet ve hakaretlerle direnen sanığın, iddianamede belirtilmeyen görevli memura etkin direnme niteliğindeki bu eylemlerinin akabinde karakola götürülmesinden sonra müşteki polis memurlarına sarfettiği sövme niteliğindeki sözlerin direnme sonrasında görevli memurlarının şahsına yönelik, onur değerlerini incitmek amacıyla, her biri ayrı ayrı hedef alınarak sarfedildiği, böylelikle müşteki polis memurlarına görevinden ötürü sövme suçundan verilen mahkumiyet hükmünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.
a- Yukarda açıklandığı biçimde tekerrür sebebi ile para cezasının arttırımı sırasında para cezasının her bir suç itibariyle arttırılabilecek azami sınırının 8.500.000.-TL olduğu gözetilmeksizin, sanıklar hakkında fazla ceza tayini;
b- Verilen mahkumiyetin ileride tekerrüre esas alınabilme ihtimaline binaen adli sicil kayıtlarının her bir suç itibariyle ayrı ayrı tutulduğu hususu da göz önünde bulundurularak, her bir müşteki yönünden kurulan hükmün denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
4- İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 13.01.2003 yerine 12.01.2003 olarak yazılması;
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün istek gibi BOZULMASINA, 18.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy