(3167 S. K. m. 7, 8, 12)
Dava: Çek defterlerini iade etmemek suçundan sanık N.A'nın yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ilişkin DENİZLİ 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilen 23.06.2003 gün ve 2003/429 Esas, 2003/628 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 27.01.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
1- Duruşma zaptı içeriğine göre; sanığa okunan ve sanık tarafından içeriği kabul edilen nüfus kaydının dosya içerisinde yer almaması;
2- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.11.1999 gün ve 2/210-261 sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanığa yapılacak ön ödeme önerisinde, sanığa yüklenen suç, ödenmesi gereken ceza miktarı ile o ana kadar yapılan yargılama giderlerinin toplam tutan, ödeme süresi, ödeme ve ödememe durumlarının hukuki sonuçlan, getireceği yükümlülükler açıkça bildirilmelidir. Bu unsurlardan birisinin eksikliği durumunda, yapılacak ön ödeme önerisi geçersiz olup, yasal bir sonuç doğurması mümkün değildir. Bu açıklamalara göre, incelemeye konu davada, sanığa yapılan ön ödeme önerisinde, C.Savcılığı'nca hazırlık aşamasında yapılan ve yargılama gideri niteliğinde olan tebligat giderinin de ödenmesi gerektiğinin sanığa bildirilmemesi, böylelikle, usulüne uygun bir bildirimde bulunulmamış olması karşısında, sanığa yeniden ön ödeme bildiriminde bulunularak sonucuna göre, hukuki durumunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi;
3- İhtarnamenin 3167 Sayılı Yasanın 7. maddesinde öngörülen yasal uyarıları içerip içermediğinin kontrol edilebilmesi ve suç unsurlarının araştırılması bakımından, ilgili ihtarnamenin muhatap banka şubesinden getirtilerek, incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması;
4- Çek defterlerini iade etmemek suçunda, aynı banka şubesinin aynı hesabından verilen tüm çek defterleri aynı suçun konusunu oluşturmaktadır. Elinde bulunan çek karnelerini iade etmesi için sanığa gönderilen ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihte, sanığın aynı çek hesabından elinde bulundurduğu tüm çek yapraklarının aynı suçun konusunu oluşturması nedeni ile her bir çek yaprağı için ayrı ayrı ceza verilmesi mümkün değildir. Ancak, söz konusu çek defterlerinin iade edilmemesi eyleminden sonra ve 4814 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce, hesap sahipleri tarafından düzeltme hakkının kullanılmasından veya varsa 3167 Sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca veya aynı yasanın 16. maddesi uyarınca çek keşide etmekten ve çek hesabı açtırmaktan yasaklılık süresinin bitiminden ve 4814 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise 16. madde uyarınca çek hesabı açtırmaktan yasaklılık süresinin bitiminden sonra yeterli güvenilirliği sağlayan hesap sahibine aynı hesaptan yeniden çek karnesi verilmesinde yasal bir engel bulunmadığından, hesap sahiplerine aynı hesaptan ve daha önce anılan yasanın 7. maddesi uyarınca yapılan söz konusu ihtarattan daha sonra verilen çek yapraklarının, ihtarnamenin tebliğinden Önce verilen çek yaprakları ile aynı suçun konusunu oluşturması mümkün değildir. Daha sonra verilen çek defterlerindeki tüm çekler de, kendi arasında aynı suçun konusunu oluşturmaktadır.
Bu açıklamalara göre, sanık vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinde sanık hakkında her bir çek yaprağı için ayrı ayrı ihbarda bulunulup ceza verildiğinin iddia edilmesi karşısında, aynı hesaba ilişkin başka çekler yönünden de aynı suçtan açılan davalar bulunup bulunmadığı ve temyiz dilekçesi ekinde suç tarihinden çok önce yapılmış ön ödeme makbuzunun sunulmuş olması karşısında, bu ödemenin, aynı suç nedeni ile aynı hesaptan verilen bir çeke ilişkin soruşturmaya ait olup olmadığı ve aynı hesaptan verilen bir çeke ilişkin ise, daha önce açılan davaya ilişkin çek için yapılan ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihte, temyize konu davanın ilişkin olduğu çekin sanığın elinde bulunup bulunmadığı, yukarıda açıklandığı şekilde daha sonra sanığa verilmiş çek karnesinden olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde, yasal zorunluluk bulunması;
5- Kabule göre; 08.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4814 Sayılı Yasa ile 3167 Sayılı Yasanın 7 ve 8. maddelerinde yapılan değişiklikle getirilen yeni yasal düzenlemeler uyarınca, yeterli karşılığı bulunmadığı için çeki kısmen veya tamamen ödemeyen muhatap bankanın, hesap sahibine, kendisine ait bütün çek defterlerini geri vermesi için yapması gerekli olan bildirimin, çekte yazılı keşide gününe göre hesaplanacak ibraz tarihinden sonra düzeltme hakkının kullanımı için öngörülen on günlük sürenin bitiminden itibaren on gün içinde iadeli taahhüdü mektupla yapılması gerekmektedir. 8. madde uyarınca, belirtilen süre içerisinde düzeltme hakkının kullanılması durumunda, hesap sahibi çek keşide etme hakkını yeniden kazanacağından, hesap sahibinden elindeki çek karnelerinin iadesinin istenmesi söz konusu olmayacaktır.
Dava konusu olayda; muhatap banka şubesinin ihbar yazısı içeriği ve gönderilen tebligat evrakına göre, 28.02.2003 tarihinde bankaya ibraz edilen çeke ilişkin olarak, 05.03.2003 tarihinde düzenlenen ihtarname, 12.03.2003 tarihinde aynı yasanın 12. maddesine uygun olarak tebliğ edilmiştir. İhtarnamenin düzenlendiği tarihten sonra ve tebligatın yapıldığı tarihten önce ve henüz suç oluşmadan 4814 Sayılı Yasa yürürlüğe girmiş olup, sanığın savunmasında, çekin arkasının yazılmasından sonra üç gün içinde çekin ödendiğini belirtmiş olması karşısında, 4814 Sayılı Yasa ile getirilen ve yukarıda belirtilen söz konusu hükümlere göre, sanığın dava konusu çeke ilişkin düzeltme hakkını kullanıp kullanmadığının veya belirttiği sürede çeki, elden ödeyerek iptal edilmiş olarak bankalarına iade edip etmediğinin muhatap bankadan sorulması ve ayrıca sanıktan da savunmasının ispat etmesi istenerek, sonucuna göre, sanığın düzeltme hakkını kullandığı veya çeki belirttiği sürede elden ödeyerek geri aldığının anlaşılması durumunda, 3167 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca, çek keşide etme hakkını yeniden kazanmış olduğu ve yapılan ihtar üzerine elindeki çek karnelerini iade etme zorunluluğunun bulunmadığı göz önünde bulundurulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması;
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 05.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy