(7201 S. K. m. 35) (3167 S. K. m. 13) (1412 S. K. m. 253/3, 343) (Tebligat Tüzüğü m. 55)
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aykırılık suçundan sanık F.N.'nin anılan Kanunun 13/1. maddesi gereğince 142.365.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.02.2002 gün ve 2002/160-104 sayılı ceza kararnamesini müteakip, sanığın aynı eylem nedeniyle tekrar cezalandırılmasına ilişkin, Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.3.2002 gün ve 2002/262- 248 sayılı, 11.3.2002 gün ve 2002/261-226 sayılı, 16.4.2002 gün ve 2002/181-397 sayılı, 11.02.2002 gün ve 2002/161- 105 sayılı 12.3.2002 gün ve 2001/1832-2002/239 sayılı, 11.3.2002 gün ve 2002/288-219 sayılı, 19.2.2002 gün ve 2000/175-145 sayılı, 19.02.2002 gün ve 2002/187-147 sayılı, 11.3.2002 gün ve 2002/276-223 sayılı, Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.04.2002 gün ve 2001/1801- 2002/439 sayılı, 13.06.2002 gün ve 2002/287-804 sayılı, 16.07.2002 gün ve 2002/420-907 sayılı, 16.07.2002 gün ve 2002/422- 908 sayılı, 28.05.2002 gün ve 2002/150-715 sayılı, 18.03.2002 gün ve 2002/337-328 sayılı, 28.05.2002 gün ve 2002/100-723 sayılı, 21.05.2002 gün ve 2002/185-665 sayılı ceza kararnamelerini kapsayan dosyalar incelendi:
Sanığın A...bank T.A.Ş. Yusufpaşa Şubesi nezdinde bulunan hesabında keşide ettiği çekin karşılıksız çıkması nedeniyle, anılan bankanın ihtarına rağmen, elinde mevcut diğer çek karnelerini iade etmemek şeklinde belirlenen eyleminin tek suç oluşturacağı, sanığın Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.02.2002 gün ve 2002/160-104 sayılı ceza kararnamesi ile cezalandırılmış olması sebebiyle, aynı nedenle açılan diğer davaların CMUK'nın 253/3. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümler kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle;
CMUK'nın 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğün ifadeli 21.07.2004 gün ve 33391 sayılı yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.08.2004 gün ve YE. 148858 sayılı tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tebligat Kanununun "kazai tebligat" faslının, "adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" konu başlıklı 35. maddesinde, "Kendisine ve adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse yenisini hemen tebliğ yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşlarına, ticaret sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır."
Konuya ilişkin Tebligat Tüzüğünün "değiştirilen adresin bildirilmesi mecburiyeti ve yapılacak muameleler" konu başlıklı 55. maddesinde "Adresini değiştiren kimse yenisini alakalı mercie bildirmez ve fakat çıkarılan tebligat üzerine tebliğ memuru 28. maddenin ilk fıkrasındaki usule göre yeni adresi tespit ederse aynı maddenin üç ve dördüncü fıkraları mucibince ve son fıkrasındaki hal vaki ise 30. maddeye tevfikan muamele yapar.
Tebliğ memuru bu suretle muhatabın yeni adresini tespit edemezse, tebliğ evrakı çıkaran mercie iade edilir. Bu mercie muhatabın yeni adresi bir diğer alakalı tarafından bildirilirse, tebliğ evrakı o adrese gönderilir. Aksi takdirde mercice tahkik muamelelerine tevessül olunmayarak bu Nizamnameye ekli 6 numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait kapıya talik edilir. Eski adresin kapısına talik tarihi, tebliğ tarihi sayılır."
Adli mercilerce, söz konusu yasa hükmü uyarınca tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.
Birincisi; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve bu tebligat yapılan kişinin yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur:
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanununun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkinci ihtimal ise; daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan yasanın 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir:
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyarak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçlarında, dosya içerisinde, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, noterlikçe düzenlenen resmi senetler, vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, ticaret sicilleri veya esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer almaması durumunda, bu belgelerde yer alan adreslere daha önce adli mercilerce yapılmış tebligatlar bulunması dahi, Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca ve yukarıda belirtilen usule uyularak tebligat yapılması mümkündür.
Sonuç: Talebe konu edilen davaların tümünde yukarıda açıklanan usullere uyulmaksızın tebligat yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında, usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmeyen kararlar hakkında yazılı emir yoluna başvurulamayacağından, yazılı emir talebinin CMUK'nın 343. maddesi uyarınca REDDİNE; dosyanın incelenmeksizin ve mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy