(1412 S. K. m. 66) (3167 S. K. m. 16)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Osman Türtük'ün yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 15.09.2003 gün ve 2000/617 esas, 2003/474 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 09.09.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1 - Sanığın duruşmadaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde; suç konusu çeklerin kendisi tarafından keşide edilmediğini, bu çekleri kızkardeşinin eşi olan Ergün Gökkaya tarafından imzaladığını, dava konusu çeklerle ilgili yapılan icra takibi sırasında yapmış olduğu imzaya itiraz nedeni ile Ceyhan İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin 2000/57 esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde çeklerdeki imzanın kendi eli ürünü olmadığının tespit edildiğini bildirmesine, banka tarafından gönderilen Adana 15. Noterliği tarafından düzenlenmiş 17.06.1999 tarih ve 09077 Yevmiye No.lu vekaletnameden sanığın Ergün Gökkaya 'ya çek keşide etme yetkisi verdiğinin anlaşılmasına ve çekteki keşideci imzası ile sanığın dosyada bulunan imza örnekleri arasında benzerlik bulunmamasına göre; öncelikle Ergün Gökkaya'nın mahkemeye çağrılarak dinlenmesi, CMUK. nun 66. maddesi gereğince uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile suç konusu çeklerdeki keşideci imzasının sanığa ait olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.1992 gün ve 7/351-55 sayılı kararında açıklandığı üzere eylemden şikayet bulunduğu nazara alınarak fail hakkında ek iddianame ile dava açılmasının sağlanması, delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 4814 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi amir hükmü uyarınca, mahkemece müdahil vekiline 02.05.2003 tarihinde tebliğ edilen davetiyenin üst üste iki duruşmaya gelmeme hususundaki şerhi içermemesi nedeniyle usulüne uygun olmadığı gibi, aynı madde uyarınca çıkarılan davetiyenin tebliğine rağmen müdahil vekilinin duruşmaya gelmediğinin anlaşılmasına göre, anılan yasa hükmü gereğince bir duruşma günü daha tayin edilerek beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, müdahil vekilinin şikayetinin devam edip etmediği kesin olarak belirlenmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 21.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy