(3167 S. K. m. 16)
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık İsmail'in yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.10.2003 gün ve 2002/327 esas, 2003/1225 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 09.09.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.10.1989 gün ve 7-213/280 sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 3167 sayılı Yasa objektif sorumluluk esasını benimsemiş soyut karşılıksız çek keşide etmenin iradi olması koşulu ile suç oluşturacağını öngörmüştür. Karşılıksız çek keşidesi çalınma, kaybolma, hile ile veya zorla alınma gibi iradi bir harekete dayanmıyorsa keşidecinin cezalandırılamayacağı, bunlar dışında keşidecinin çekte yazılı miktar kadar borcu olmadığına, çekin teminat olarak verildiğine ilişkin iddiaların ve bu konuda açılan hukuk davalarının suçun oluşmasını engellemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; ibraz tarihinden önce açılan ve suça konu çekin her ne suretle olursa olsun geçerliliğinin tartışılması sonucunu gündeme getireceği gibi, ceza uygulaması açısından sanık tarafından ödenmesi zorunlu çek konusu kalamayacağı ve hamilin kendi cirantasına karşı başvurmasına yasal engel olmadığı nazara alınarak sanık vekilinin 04.11.2003 havale tarihli temyiz dilekçesinde bildirdiği Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1743 esas sayılı menfi tespit ve iptal davasının ibrazdan önce açılıp açılmadığının tespiti ile karara çıkıp çıkmadığı çıkmış ise kesinleştiği tarih araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuku durumun tayin ve takdirinde yasal zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık vekilinin sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy