(1412 S. K. m. 66) (3167 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 30, 39) (1587 S. K. m. 46)
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık F.S.nın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin E. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.09.2003 gün ve 2003/87 esas, 2003/213 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 09.11.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Ceza hukukunun temel amacı, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin açığa çıkarılmasını sağlamaktır. Sorgu; esasında bir savunma aracı olup, delil elde etmek için kabul edilmiş bir kurum değildir. Sanığın ifadesi, gerçeği öğrenmek konusunda hakim için delil teşkil edebilir ise de, yan kanıtlarla doğrulanmayan, oluşa ve maddi gerçeğe uygun düşmeyen, bilimsel kanıtlarla çelişen soyut ikrara dayanılarak, mahkumiyet hükmü kurulması, ceza hukukunun "maddi gerçekliğe ulaşma" ilkesine aykırılık teşkil eder.
Suça konu çekteki keşideci imzasının, dosyada bulunan imza beyannamesindeki sanığa ait imza ile benzerlik göstermediği ve Fethiye 1. Noterliğince düzenlenmiş 10.04.2000 tarih ve 4684 yevmiye numaralı vekaletname ile hesap sahibi sanık F.S. tarafından, kendi adına çek keşide etmesi konusunu da içerecek şekilde R.S.ya yetki verilmiş olduğu nazara alınarak, suça konu çekteki keşideci imzasının kime ait olduğu, gerektiğinde CMUK. 'un 66. maddesi uyarınca teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle kesin bir şekilde saptanıp, sanığa ait olmadığının belirlenmesi durumunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.03.1992 gün ve 7/351-55 sayılı kararında açıklandığı üzere, eylemden şikayet bulunduğu göz önünde bulundurularak, çeki keşide edenin tespiti ile hakkında kamu davasının açılmasının sağlanması ve delillerin birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a-Sanık hakkında tayin edilen cezanın 647 sayılı Yasa'nın 6. maddesi gereğince ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, sanığın geçmişteki hali ve suç işleme hususundaki eğilimini içerir yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemek suretiyle CMUK. 'un 32 ve 260. maddelerine aykırı davranılması,
b- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, 4667 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin müdahil yerine, davanın tarafı olmayan müdahil vekili lehine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 22.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy