(1412 S. K. m. 305) (765 S. K. m. 2, 81) (CGK. 08.10.1984 T. 1984/2-192 E. 1984/303 K.)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Davut Karadiken'in yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne dair Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 03.06.2004 gün ve 2004/60 esas, 2004/310 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının red-bozma isteyen tebliğnamesi ile 14.09.2004 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine;
Ancak:
Ceza Genel Kurulunun 8.10.1984 gün ve 2/192-303 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 14.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik CMUK. nun 305. maddesi 1 nolu bendinde yer alan ikimilyon ibaresi iki milyar olarak değiştirilmiştir.
TCK'nın 2. maddesi hükmüne göre de fiilin işlendiği sırada yürürlükte olan yahut sonradan yürürlüğe giren yasalardan en ziyade fail lehine olan yasanın uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle, sanığın 8.4.2002 tarihinde infaz edilen önceki hükümlülüğünün doğrudan ikimilyarliradan az para cezasının uygulanmasına ilişkin olmasına göre, sözü geçen sabıkanın tekerrüre esas kabul edilemeyeceği gözetilmeden, tayin edilen cezanın TCK'nın 81. maddesi uyarınca artırılması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 29.11.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE:
Tartışma konusu olan durum sadece, sanık hakkında doğrudan verilen ve ödenmediği için hapse dönüştürülerek 08.04.2002 tarihinde infaz edilen 221.887.600 lira ağır para cezasının tekerrür oluşturup oluşturmadığıdır.
Anayasa'nın 38. ve Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddelerine göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan ve sonradan yürürlüğe giren ceza kanunları ile ceza hükmü içeren kanunlardan sanığın lehine olan uygulanır.
Buna karşın, ceza muhakemesine ilişkin kanunlarda sanığın lehine ya da aleyhine ayırımı yapılmaksızın kural olarak hemen uygulama ilkesi geçerlidir.
CMUK'nın 305. maddesinde temyiz edilebilecek ve edilemeyecek hükümler belirtilmiş, temyizi mümkün olmayan hükümlerin tekerrür oluşturmayacağı ve bunlar hakkında yazılı emir yoluna başvurulabileceği öngörülmüştür. Böylece, temyiz yolunun kapatılmasına karşılık olarak bu tür hükümlerin tekerrür oluşturmayacağı benimsenmiştir.
Temyiz koşulu ve süresine ilişkin kuralların muhakeme normları olduğu kuşkusuzdur.
CMUK'nın 305. maddesinin birinci bendinde ikimilyon liraya kadar hükümlerin kesin olduğu belirtilmiş iken 14.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3. maddesi ile ikimilyon ibaresi ikimilyar olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik sadece temyiz koşuluna ilişkin olduğu için bir muhakeme normudur. Bunun sonucu olarak, yürürlüğe girdiği 14.07.2004 tarihinden sonra verilen kararlar için uygulanır ve geriye yürümez.
Niğde Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23.11.2001 tarih ve 470-899 sayılı ilamı ile sanık hakkında 23.06.2001 tarihinde işlediği suç nedeniyle TCK'nın 456/4, 457/1 ve 81/2-3. maddeleri gereğince doğrudan 221.887.600 lira ağır para cezası verilmiştir. 23.11.2001 tarihi itibariyle temyizi mümkün olan bu hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, para cezası ödenmediği için 20 gün hapse dönüştürülerek 08.04.2002 tarihinde infaz edilmiştir. Sanık daha sonra temyize konu olan hırsızlık suçunu işlemiştir.
Verildiği tarih itibariyle temyizi mümkün olduğundan ve diğer koşulları da taşıdığından, sanığın sözü edilen önceki mahkûmiyeti tekerrür oluşturmaktadır. Mahkeme'nin TCK'nın 81/1-3. maddesi uyarınca sanığın cezasını arttırması doğrudur.
Açıkladığımız nedenlerle, hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy