(3167 S. K. m. 3, 5, 16) (6762 S. K. m. 692) (Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna İlişkin Tebliğ m. 2)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Ahmet Halit Özkeleş'in yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin Kilis Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 14.05.2004 gün ve 2004/191 esas, 2004/334 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 19.10.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1- 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun, 08.03.2003 tarih ve 25042 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı Kanun ile değiştirilerek, 3. maddesinin 2. fıkrasına, Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle düzenlenir. Çek defterlerinin her yaprağına, çek hesabının bulunduğu şubenin adı, hesap numarası ve hesap sahibinin vergi kimlik numarası yazılır; ancak, hesap sahibinin vergi kimlik numarası hariç olmak üzere, bunların yazılmamış olması veya bankalarca baskı şekline ilişkin esaslara aykırı davranılması çekin geçerliğini etkilemez. hükmü getirilmiştir.
Söz konusu kanun değişikliğiyle Türk Ticaret Kanununun 692. maddesinde belirtilen zorunlu unsurlara ek olarak, aşağıda belirtilen istisna dışında, çek defterinin her yaprağında vergi kimlik numarasının yazılı olması çeklerde zorunlu bir unsur haline gelmiştir.
4814 sayılı Kanunla 3167 sayılı Kanuna eklenen geçici 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise, Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yayımını izleyen bir ay içinde Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle belirlenecek esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar. Bankalar, bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler. hükmü getirilmiştir.
Sözü edilen madde ve fıkralarda yapılan değişiklik gereğince, Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca düzenlenen 2003/1 sayılı tebliğ ise, 09.04.2003 tarih ve 25073 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Tebliğin geçici 2. maddesinde, bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan T.C. Merkez Bankası tebliğine göre bastırılmış ve bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilere verilmiş çek karnelerinin kullanılmasına devam olunur ibarelerine yer verilmiştir.
Bu düzenlemelerle, 4814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinden önce veya 2003/1 sayılı Tebliğin yayımı tarihi olan 09.04.2003 tarihini izleyen üçüncü ayın sonu olan Temmuz 2003 ayı sonuna kadar düzenlenmiş olan ve vergi kimlik numarası içermeyen çeklerin zorunlu unsurları bulundurduğu kabul edilmiş; ancak, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenmiş olan çeklerde vergi kimlik numarasının bulunmaması halinde çekin geçerliliğinin etkileneceği kabul edilmiştir.
Dava konusu olan çek incelendiğinde; H 4359231 seri numaralı, 1.595.000.000 lira bedelli çekin, Vakıfbank Kilis Şubesindeki Ahmet Halit Özkeleş'e ait 02013138 numaralı hesaptan 30.09.2003 tarihinde keşide edildiği ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmadığı görülmektedir.
A- Dava konusu çekin ileri keşide tarihli olarak tedavüle konulduğuna ilişkin bir iddia ve savunma bulunmamasına, bu hususta bir araştırma ve tespit yapılmamasına, çekin üzerinde yazılı keşide tarihinin aksini kanıtlayan yazılı bir delil bulunmamasına rağmen, suç tarihi itibariyle zorunlu unsurları eksik olan çekin karşılıksız olarak keşide edildiği kabul edilerek yazılı gerekçelerle karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
B- Sanığın üzerinde vergi kimlik numarası olmayan ve görünen suç tarihi itibariyle zorunlu unsurları taşımadığı için geçersiz olan çeki katılana vererek kendisine haksız yarar sağlamak şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılmaması,
Kabule göre de;
2- Sanık hakkında ağır para cezasına hükmedilirken, tatbik olunan kanun maddesinin, 4814 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Yasanın 16. maddesi yerine 4814 sayılı Yasanın 14. maddesi şeklinde yazılması,
3- 4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/3. maddesinde öngörülmediği halde, sanığın çek keşide etmekten de yasaklanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istek gibi BOZULMASINA, 12.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy