(3167 S. K. m. 16/1) (7201 S. K. m. 28, 35)
3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aykırılık suçundan sanık H. Arslan'ın anılan Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 16/1. maddesi uyarınca çek bedeli tutarı kadar 2.673.000.000.TL. Ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2003 gün, 2001/612-2003/909 sayılı kararını kapsayan havi dosya tetkik olundu.
Tüm dosya kapsamına göre, keşideci Kooperatif vekilinin muhatap banka şubesine yönelik 09.08.1999 tarihli dilekçesinde suça konu çekin de aralarında yer aldığı, 16 adet çekin çalındığı yolunda bildirimde bulunulmuş olması ve ibraz anında da Bankaca bu durumun çek arkasında şerh edilmesi karşısında bu husus araştırılmaksızın hüküm kurulmasında ve suça konu Kooperatif çekinin yönetim kurulu üyelerinden en az iki kişi tarafından imzalanmış olması gerektiğinin 10.05.1993 tarihli imza sirkülerinden anlaşılması karşısında, çekin sadece sanığın imzasını taşıması nedeniyle şartların varlığı halinde eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle;
CMUK. nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğün ifadeli 28.09.2004 gün ve 41916 sayılı yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Yargıtay C.Başsavcılığının 11.10.2004 gün ve YE. 193089 sayılı tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, bu maddede belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılması mümkündür.
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memuruma, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyarak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
Dosya kapsamına göre; gerekçeli kararın Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında olan resmi kurumlardan noterlik tarafından düzenlenen imza sirkülerindeki, sanığın temsilcisi olduğu kooperatif adresi olması nedeniyle iş adresi sayılan adrese tebliğe çıkarıldığı, tebligatın sanığın çalıştığı M.K.E.K.'den emekli olması meşruhatıyla iade edildiği, Tebligat Tüzüğünün 55/2 ve 28. maddeleri uyarınca sanığın yeni adresi araştırılmadan mahkemece aynı adresin kapışma evrakın asılması suretiyle tebligat yapıldığının anlaşılması karşısında; mahkemece tebligat memurunca yapılmaması nedeniyle re'sen adres araştırılması yapılarak, sanığın yeni adresinin tespit edilememesi durumunda Tebligat Kanunun 35/2. maddesi uyarınca evrakın aynı adreste binanın kapısına asılması suretiyle tebligat yapılması gerekirken ve sanığın emekli olması nedeniyle Emekli Sandığı Genci Müdürlüğünden adresinin kolaylıkla tespiti de mümkün olduğu halde, hiçbir adres araştırması yapılmadan belirtilen şekilde tebligat yapılmasının anılan yasa hükmüne aykırı olması ve bu durumda, usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmeyen hükümler hakkında yazılı emir yoluna başvurulmasının mümkün olmaması ve sanık vekilinin sunmuş olduğu 28.06.2004 tarihli yazılı emirle bozma talebini içeren dilekçesinin ıttıla üzerine süresinde yapılan bir temyiz talebi niteliğinde olması nedeniyle/vazıh emir talebinin CMUK'nın 343. maddesi uyarınca REDDİNE; temyiz talebi konusunda gereği yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy