(3167 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 32, 35) (1136 S. K. m. 164) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Hakan Akkaya'nın yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ilişkin Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.02.2004 gün ve 2003/4031 esas, 2004/312 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmesi üzerine, aynı mahkemenin 18.05.2004 tarih ve aynı sayılı ek kararı ile temyiz isteğinin süreden reddine dair karar verilmiş olup, bu kararın süresi içinde sanık müdafiince temyiz edilmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 30.05.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Dosya kapsamına göre; yargılama aşamasında, muhatap banka şubesinden gönderilen evraklar arasında yer alan ve Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesi kapsamındaki kamu kurumlarından olan Ticaret Sicili Müdürlüğünce yayınlanan Ticaret Sicili Gazetesi ile vergi dairesince düzenlenen vergi levhasında belirtilen ve sanığın temsilcisi ve ortağı olduğu şirkete ait olması nedeniyle sanığın iş adresi olan yere çıkarılan tebligatın gösterilen adres boş ve kapalı olup, muhatap adresten adres bırakmadan ayrılmış, açık adresi bilinmiyor meşruhatı ile iade edildiğinin, ancak, Tebligat Tüzüğü'nün 55 ve 28. maddelerine uygun olarak gerekli adres araştırmasının yapılmadığının anlaşılmasına göre; sanığın söz konusu adresten nereye taşınmış olduğu araştırılarak, adresinin saptanamaması halinde, Tebligat Kanunu'nun 35/2. maddesi uyarınca aynı adreste binanın kapısına asma usulüyle tebligat yapılması gerekirken, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın duruşma davetiyesinin ve sonrasında da gerekçeli kararın, doğrudan, aynı adresteki binanın kapısına evrakın asılması suretiyle tebliğ edilmesinin yasaya aykırı olması ve sanığın söz konusu usulsüz tebligattan ne zaman haberdar olduğunun saptanamaması karşısında, sanık vekilince sunulan yazılı emir talebine ilişkin dilekçenin, henüz kesinleşmemiş olan söz konusu hükme karşı, aynı Kanun'un 32. maddesi uyarınca süresinde sunulmuş bir temyiz dilekçesi olduğunun kabulünde yasal zorunluluk bulunduğundan, temyiz isteğinin süreden reddine ilişkin anılan kararın yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına;
Hükmün belirtilen şekilde süresinde temyizi üzerine, mahkemenin dava dosyasından hukuken el çekmiş sayılması nedeniyle, tarafların talepleri konusunda karar verme yetkisi temyiz mercii olan Yargıtay'a ait olduğundan, şikayetten vazgeçme yetkisine sahip olan katılan vekilince, suça konu çeklerden 1560206 seri numaralı ve 06.09.2002 keşide tarihli, 1.000.000.000.-TL bedelli çeke ilişkin olarak şikayetlerinden vazgeçtiklerini belirten 07.06.2004 tarihli dilekçesi üzerine, mahalli mahkemece verilen 07.06.2004 gün ve aynı sayılı, anılan çek yönünden verilen kararın 3167 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasına ve diğer çeke ilişkin cezanın infazına dair kararın yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, yapılan incelemede;
1- Yukarıda açıklandığı şekilde, sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrısı sağlanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanmış olması;
2- Kabule göre;
a- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, 4667 sayılı Kanun'un 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin katılan yerine, davanın tarafı olmayan vekili lehine hükmedilmesi;
b- 06.09.2002 keşide tarihli çek hakkında şikayetten vazgeçme dilekçesinin sunulmuş olması karşısında, cezanın, sadece suça konu 30.09.2002 keşide tarihli diğer çek yönünden verilmesi zorunluluğu;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 04.07.2005 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy