(5237 S. K. m. 61) (1136 S. K. m. 164) (7201 S. K. m. 16, 32, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55)
Dava ve Karar: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Haşim Rençber'in yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ait Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 15.12.2003 tarih ve 2003/455 esas, 2003/1083 karar s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenmesi üzerine, aynı mahkemenin 29.07.2004 gün ve aynı s. ek kararı ile temyiz isteğinin süreden reddine dair karar verilmiş olup, bu kararın süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edilmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 06.12.2004 gününde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın tebliğ edildiği sanığın kardeşi Ali Rençber'in, sanıkla birlikte oturup oturmadığının tebligat sırasında tesbit edilmemiş olması ve dosya içeriğinden de bu durumun saptanamaması sebebiyle söz konusu tebligatın Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine aykırı olması ve sanığın söz konusu usulsüz tebligattan ne zaman haberdar olduğunun da anlaşılamaması karşısında, sanık tarafından sunulan temyiz dilekçesinin, aynı Kanun'un 32. maddesi uyarınca süresinde sunulmuş bir temyiz dilekçesi olduğunun kabulünde kanuni zorunluluk bulunduğundan, temyiz isteğinin süreden reddine ait anılan kararın kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
1- Dosya kapsamına göre; duruşma aşamasında, sanığın duruşmaya çağrısına ait davetiyenin, Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesi kapsamında olan kurumlardan noterlikçe düzenlenen imza sirkülerindeki adrese tebliğe çıkarıldığı ve alıcı adresten ayrılmıştır, yeni adresi bilinmiyor, ilgili mahalle muhtarının tasdiki ile iade meşruhatı ile iade edildiği, ancak muhtarlık kaşesinin üzerinde herhangi bir imzanın atılmadığının, böylelikle Tebligat Tüzüğü'nün 55 ve 28. maddesinde öngörülen şekil koşuşuna uygun bir işlemin yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın adresinin kolluk aracılığı ile araştırılıp, adresin saptanamaması durumunda, Tebligat Yasasının 35/2. maddesi uyarınca adreste binanın kapısına evrakın asılması suretiyle davetiye tebliğinin sağlanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, kanuna aykırı olarak yapılan tebligata dayanılarak sanığın yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması;
2- Sanığın temyiz dilekçesinde hiçbir zaman çek kullanmadığı gibi, keşide ederek üçüncü bir kişiye de vermediğini, askerlik görevi sırasında yaralanması sebebiyle bu görevden emekli olduğunu ve emekli maaşı ile geçindiğini ve 1999 yılında ehliyet ve ruhsatını kaybettiğini, bu belgelerin başkaları tarafından kullanılmış olabileceğini belirtmesi ve çekteki keşideci imzası ile sanığın temyiz dilekçesindeki imzasının benzerlik göstermediğinin anlaşılması karşısında; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmasının zorunluluğu da göz önünde bulundurularak, suça konu çekteki imzanın sanığa ilişkin olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması;
3- Kabule göre;
a- Hükümden sonra 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. TCK. nun 61/6 maddesinde ön görülen adli para cezası için bir Türk Lirası'nın (1 YTL) arta kalanı hesaba katılmaz hükmü ile aynı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca, yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle para cezasının tespitinde kanuni zorunluluk bulunması;
b- 1136 s. Avukatlık Kanunu'nun, 4667 s. Kanun'un 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin katılan yerine, davanın tarafı olmayan vekili lehine hükmedilmesi;
c- İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 21.11.2003 yerine, 29.11.2002 olarak belirtilmesi;
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün istek gibi BOZULMASINA, 11.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy