(1412 S. K. m. 132, 135) (5271 S. K. m. 145, 147) (3167 S. K. m. 16/3)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık S'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin İSTANBUL 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 10.12.2003 gün ve 2000/1243 Esas, 2003/1098 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 06.12.2004 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ceza Hukukunun temel amacı, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer kalmaksızın açığa çıkarılmasıdır. Sorgu, esasında bir savunma aracı olup, delil elde etmek için kabul edilmiş bir müessese değildir.
Ancak; sanığın hakime verdiği cevap, gerçeği öğrenme konusunda hakim için bir delil teşkil edebilir ise de; yan kanıtlarla doğrulanmayan, oluşa ve maddi gerçeği uygun düşmeyen, fenni kanıtlarla çelişen soyut ikrara dayanılarak mahkumiyet hükmü tesisi; Ceza Hukukunun "maddi gerçeğe ulaşma" ilkesine aykırılık teşkil eder.
Dosya içersindeki Elazığ 3. Noterliği'nin 15.04.1998 tarih ve 5300 yevmiye nolu imza sirküleri ve tüm dosya kapsamı itibariyle, suça konu çekteki keşideci imzasının sanığın imzası ile benzerlik göstermediği nazara alınarak, suça konu çekteki keşideci imzasının kime ait olduğunun gerekirse teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilip, çekin sanık tarafından düzenlenmediğinin anlaşılması halinde dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.05.1992 gün ve 7/351-55 sayılı kararında da açıklandığı üzere eylemden şikayet olduğu gözetilerek, fail hakkında ek iddianame ile dava açılmasının sağlanması ile delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, soyut ikrara dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi;
2- 4814 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi uyarınca müdahil vekiline çıkarılan açıklamalı davetiyenin Tebligat Kanunu'nun 35/2. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında; duruşmaya gelmeyen ve şikayetin devamına ilişkin beyanı da bulunmayan müdahil vekiline usulüne uygun olarak meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, müdahil ya da vekilinin yokluğunda, 4814 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi uyarınca şikayetin devam edip etmediği hususu belirlenmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
3- Kabul ve uygulamaya göre de;
4814 Sayılı Kanunla değişik 3167 Sayılı Kanunun 16/3. maddesinde öngörülmediği halde, sanığın çek keşide etmekten de yasaklanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istek gibi BOZULMASINA, 12.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy