(466 S. K. m. 1)
Dava: Haksız olarak tutuklu kaldığı günler için maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunan davacı D'nin maddi ve manevi tazminat davasının süre yönünden reddine dair TARSUS Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 14.09.2004 gün ve 2004/226 Esas, 2004/257 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 22.02.2005 tarihinde daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 466 Sayılı Kanuna göre Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi gereğince hükmedilecek bir miktar paradan ibaret olan manevi tazminatın haksız fiilden doğduğu ( 6. Ceza Dairesi 12.09.1968-3041/4706 ), kişilerin hürriyet ve güvenliğinin Anayasa'nın 19. maddesi ile teminat altına alındığı, haksız olarak tutuklu kaldığı günler için uğranılan zarar miktarının önceden belli olmayıp mahkeme kararı ile tespit edileceği, incelemenin evrak üzerinde yapılması nedeniyle Hazine vekilinin mesai ve emek sarfetmediği ( 5. Ceza Dairesi 15.02.1972-5256/533 ) kabul edildiğinden; reddedilen manevi tazminat üzerinden avukatlık ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki ( 2 ) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak, ceza davasında vekilin yetki ve görevinin ceza davası ile sona ereceği, tazminat davasının yeni bir dava olduğu, ceza davasını takip eden vekilin tazminat davası açma ve takip etme yükümlülüğünün bulunmadığı;
466 Sayılı Kanuna göre üç aylık dava süresinin hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğinin tutuklu kalan davacıya bizzat bildirilmesi ile başlayacağı ( Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 21.04.1975-3/5; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.05.1990-194/229,06.05.1991-137/147 ) dikkate alınarak, bu yönde araştırma yapılıp sonucuna göre davanın süresinde olup olmadığının saptanması gerekirken, sürenin ceza davasındaki vekile yapılan tebligat ile başlatılarak yazılı biçimde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden isteme kısmen uygun olarak hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy