(3167 S. K. m. 16) (1412 S. K. m. 66)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar Süha Öncü, Ahmet Serdar Argıç ve Mustafa Kaynak'ın yapılan yargılanmaları sonunda; Sanık Süha Öncü'nün vasıf değiştiren dolandırıcılık suçundan hükümlülüğüne, sanıklar Ahmet Serdar Argıç ve Mustafa Kaynak'ın beraatlerine ilişkin Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 04.04.2001 gün ve 1998/746 esas, 2001/701 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri ve katılan Türkiye İş Bankası vekili tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın vaki temyiz isteminin reddi-onama-bozma isteyen tebliğnamesi ile 11.09.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Sanıklar Ahmet Serdar Argıç ve Mustafa Kaynak vekilinin süresinden sonra yaptığı temyiz inceleme isteminin CMUK'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Müdahil Türkiye İş Bankası vekili ve Sanık Süha Öncü vekilinin temyizlerine hasren yapılan inceleme de;
1- Sanık Ahmet Serdar Argıç hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu çeklerdeki, sanık Süha dışındaki keşideci imzalarının kimlere ait olduğu konusunda CMUK'nun 66. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre, bu sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanık Süha Öncü hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede;
A) Dosyada mevcut Kadıköy 4. Noterliği'nin 24.03.1998 tarih ve 22321 sayılı imza sirkülerine göre; sanığın suç tarihinde suça konu çeklerin keşide edildiği çek hesabının sahibi Kaynak Dış Tic. Ve Gemi San. A.Ş.'yi tek başına en geniş şekilde temsil ve ilzam edeceği anlaşılmakla; eyleminin 3167 Sayılı Yasaya aykırılık suçunu oluşturacağı ve 23.05.2002 gün ve 24763 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı yasa ile değişik 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesi 4 ve 5. bentleri hükmü karşısında yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
B) Kabule göre de;
i) Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız yarar sağlaması dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur.
Hile ve desiselerin kandıracak nitelikte olması lazımdır. Sözü edilen niteliğin tayini izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir, sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Suça konu çekleri ciro yoluyla devir ve teslim alan müdahil bankaların sanık tarafından hangi hile ve desiselerle dolandırıldığı, somut şekilde gösterilip tartışılmadan hüküm kurulması,
ii) Dava konusu çeklerin aynı anda yada teselsülen verilip verilmedikleri kesin olarak belirlenmeden ayrı ayrı suç kabul edilerek fazla ceza tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı, müdahil Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin ve sanık Süha Öncü vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 06.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy