(765 S. K. m. 491)
Dava: Hırsızlık suçundan sanıklar O. Bayantemür, İ. Bozkurt ve F. Bozaba'nın yapılan yargılanmaları sonunda; beraatlarına ilişkin B. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.04.2003 gün ve 2001/231 esas, 2003/307 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 01.04.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 30.05.2001 tarihli suçüstü yakalama ve teslim tutanağı, sanıklar İ. Bozkurt ve F. Bozaba'nın müdafii huzurunda Cumhuriyet savcılığındaki ikrarları, sanık İ. Bozkurt'un mahkemedeki tevilli anlatımı ile eylemleri sabit olduğu gözetilmeden, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 14.11.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 30.05.2001 tarihli Suçüstü Yakalama ve Teslim Tutanağı ile sanıklar İ. ve F.'in Cumhuriyet savcısı tarafından müdafi huzurunda alınan ifadelerine göre; adı geçen bu sanıkların mağdur H.'e ait lokantadan hırsızlık yapmaya karar verdikleri, olay gecesi sanık F.'in dışarıda gözcülük yaptığı ve sanık İ.'ın lokantanın ikinci katındaki mağdur tarafından havalandırma amacıyla açık bırakılan küçük pencereden lokantaya girdiği, bir süre sonra hiçbir şey almadan dışarı çıktığı, bu sırada devriye görevi yapmakta olan kolluk görevlilerini görünce ikinci kattan atladıktan sonra diğer sanık F. ile birlikte sokağın sonuna kadar giderek orada bulunan bir otomobilin arkasına gizlendikleri, görevliler tarafından bu iki sanığın ve ayrıca aynı sokakta bulunan bir eve girdiği görülen üçüncü sanık O.'ın yakalandıkları anlaşılmaktadır.
Tüm aşamalarda, sanık O. suçla ilgisinin bulunmadığını savunmuş olup diğer sanıklar da bu sanığın olayla ilgisinin olmadığını söylemişlerdir. Sanık O.'ın hırsızlık suçuna iştirak ettiğine ilişkin kuşku sınırlarını aşan delil bulunmadığından bu sanık hakkında verilen beraat hükmünün onanması gerekir.
Mağdur H. ifadelerinde, lokantasından hiçbir şey alınmadığını, sadece bir tabak sütlaç yenmiş olduğunu belirtmiştir. Sanık İ. ise sözü edilen ifadesinde, lokantaya girdiğini, ancak hiçbir şey almadan çıktığını, sütlaç yemediğini söylemiştir.
Açık durumdaki pencereden bir başkası da girip yemiş olabileceğinden, sanık İlyas'ın sözü edilen bir tabak sütlacı yediği konusunda kesin delil bulunmamaktadır.
Gerek suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin son fıkrasına, gerekse hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesine göre; fail, icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçerse, faile işlemek istediği suça teşebbüsten dolayı ceza verilmez; ancak, vazgeçinceye kadar yaptığı hareketler başka bir suçu oluşturuyorsa sadece o suçun cezası verilir.
Olay sırasında mağdura ait lokantada çalınacak para veya eşya bulunup bulunmadığının araştırılarak, sanık İ.'ın çalınacak bir madde olmadığı için mi dışarı çıktığının, yoksa hırsızlık fiilinin icrasından gönüllü olarak mı vazgeçtiğinin tartışılması ve sonucuna göre bu sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi zorunludur. Diğer yandan, gönüllü olarak vazgeçen sanık hakkında beraat değil ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Sanık İ. hakkında faal nedamet nedeniyle hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünün bu nedenlerle bozulması gerekir.
Gönüllü vazgeçme nedeniyle cezasızlık durumundan sadece gönüllü olarak vazgeçen fail yararlanır. Diğer sanık İ.'ın suçun icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçtiği kabul edilse bile, o sırada gözcülük yapmakta olan sanık Faik bu durumdan yararlanamaz. Bu nedenle, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundan hangisinin lehe olduğu belirlendikten sonra sanık F. hakkında lehe olan kanun uyarınca uygulama yapılması gerekirken beraat kararı verilmesi doğru değildir. Sanık F. hakkındaki hükmün bu gerekçe ile bozulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle; sanık O. hakkındaki hükmün onanması, sanıklar İ. ve F. hakkındaki hükümlerin ise değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kanısında olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy