(6762 S. K. m. 692, 693) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık S. A.'in yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ilişkin, Menemen Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 10.06.2003 gün ve 2001/102 esas, 2003/191 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 06.04.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Sanığın çekteki imzayı inkar ederek, bu imzanın dosya kapsamındaki yetki belgesine göre, adına çek keşide etme yetkisi bulunan eşi İsmail Alp'e ait olduğunu belirtmesi, tanık olarak dinlenen eşinin de çekteki imzanın kendisine ait olduğunu söylemesi ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği tebligat evrakını tebellüğ eden aynı kişinin bu evraktaki imzası ile suça konu çekteki imzanın benzerlik taşıması karşısında; imza incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması;
2- Kabule göre;
a) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 14.12.1992 gün ve 1992/1 esas ve 1992/5 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, çeklerde keşide yerinin neresi olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi zorunlu olup; buna göre, dava konusu çekin dosya içerisinde mevcut fotokopilerindeki keşide yeri olarak belirtilen K. Paşa şeklindeki kısaltmanın, keşide yeri olarak kabulünün mümkün olmaması karşısında, söz konusu çekin aslı ile bankaya ibrazı anında alınan fotokopileri getirtilip, keşide yerinin ibrazı anında tam olarak yazılı olup olmadığı kesin olarak belirlendikten sonra, yazılmamış olduğunun saptanması durumunda, TTK'nın 692 ve 693. maddelerinin emredici hükümlerine göre çek olarak kabul edilmesi mümkün olmayan bu belgeleri, ödeme vasıtası olarak vermek şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminin, diğer unsurları da gerçekleştiği takdirde dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması;
b) 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın, 4667 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek, vekalet ücretinin katılan yerine, vekili lehine hükmedilmesi;
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 28.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy