(818 S. K. m. 83) (6762 S. K. m. 714) (1567 S. K. m. 1) (3167 S. K. m. 16) (765 S. K. m. 19) (1136 S. K. m. 164)
3167 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık Aliyar Tanrıverdi'nin yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ait Beyoğlu 8. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.6.2003 tarih ve 2000/757 esas, 2003/223 karar sayılı hükmün süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık vekili tarafından istenmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 04.05.2004 gününde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Türk Ticaret Kanunu'nun 714. maddesi uyarınca çek bedeli yabancı para ile ifade edilebilir. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından verilip 11.8.1989 gün ve 20249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32. sayılı Karar'ın 4/b ve 19. maddeleri de göz önünde bulundurulduğunda, döviz tevdiat hesaplarının, muhatap banka ile anlaşarak, çekle çalışır duruma getirilmesine, hesap sahibinin kendisi veya üçüncü kişi lehine yahut herhangi bir hamile döviz üzerinden çek keşidesine herhangi bir kanuni engel bulunmamaktadır. Bu bakımdan suça konu çeklerin bedellerinin dolar olara ifade edilmesinde herhangi bir aykırılık bulunmamaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 83/2. ve Türk Ticaret Yasasının 714. maddeleri uyarınca aynen ödeme veya yine bu anlamda efektif olarak ödeme veya harfi harfine ödeme gibi bir kayıt bulunmadıkça, çekteki yabancı para ile ifade edilen bedelin, çekin ibraz günündeki rayici üzerinden memleket parası ile ödenmesi gerekmektedir.
4814 sayılı Kanun ile değişik 3167 sayılı Yasa'nın 16/1. maddesinde karşılıksız çek keşide etmek suçunu işleyen sanığa, suça konu karşılıksız kalan çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası verileceği öngörülmüştür. Ancak, yukarda belirtildiği şekilde, çek bedelinin yabancı para ile ifade edilmesi durumunda, aynen ödeme koşulu da öngörülmüş olsa dahi, ağır para cezasının yabancı para cinsinden hükme bağlanması mümkün değildir. (Şener Güngör, Mustafa Kaya, Çek Suçları 1. Bası, Ankara 2003, sh.134) Şöyle ki:
3167 Sayılı Yasa ile özel bir takım suç tiplerinin ve bu suçlara ait cezaların düzenlenmiş olması karşısında; cezai hükümlerin uygulanması yönünden, genel ve esas yasa niteliğinde olup, ceza hükümlerinin uygulanmasında ilk başvurulması gerekirken metin olan Türk Ceza Yasası ile 3167 sayılı Yasa arasında özel-genel Yasa ilişkisi bulunmaktadır. Türk Ceza Yasası ile sair cezai hükümlerini taşıyan özel kanunların beraberce nasıl uygulanacağı Türk Ceza Kanunu'nun 10. maddesinde öngörülmüştür. Bu madde uyarınca, özel kanunda başka türlü hükme bağlanmamış hususlarda TCK. nun uygulanması gerekmektedir. Bu hükme göre; özel bir kanun niteliğinde olan 3167 sayılı Kanun'da bu kanuna özgü olarak yarı bir ağır para cezası tarifi getirilmediğinden, söz konusu kanunun 16/1. maddesinde ön görülen ve ceza hukukuna ait bir kavram olan ağır para cezasının niteliğinin, karşılıksız çek keşide etmek suçunun konusunu oluşturan çeke ait özel hukuk kurallarına göre değil, Türk Ceza Yasasının ağır para cezasının düzenlendiği 19. maddesine göre belirlenmesi ve bu maddede ağır para cezasının tarifinin Türk Lirası esas alınarak verilmiş olması karşısında, 3167 sayılı Yasa uyarınca verilen para cezasının, suça konu çek bedeli yabancı para ile ifade edilmiş olsa bile, yabancı para cinsinden değil Türk Lirası üzerinden hükme bağlanması gerekmektedir. Aslında, 3167 sayılı 16/1. maddesinde öngörülen, verilecek para cezasının seksen milyar liradan fazla olamayacağı yönündeki hükmü de bu hususu ortaya koymaktadır.
Bu halde çekte yazılı yabancı para cinsinin, suç tarihi olan ibraz tarihi esas alınmak suretiyle, o tarihte geçerli resmi kura göre Türk Lirasına çevrilmesi sonucu para cezasına hükmedilmesi gerekmektedir. 1567 sayılı Yasa ile bu Yasaya dayanılarak çıkartılan Bakanlar Kurulu Kararlarına göre, yabancı ülke paralarının Türkiye'de yasal rayici (tedavülü) bulunmayıp, yalnızca resmi rayici vardır ve resmi rayiç Merkez Bankasınca belirlenmektedir. Azami sınırı belirtilmiş olsa bile, suça konu çek bedelinin, dolayısıyla suçla verilen zararın esas alınması sebebiyle nispi nitelikte olan 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde ön görülen ağır para cezasının belirlenmesinde, çek hamilinin alacağının tam karşılığının (suçla verilen zararın) para cezası olarak belirlenmesi gerektiğinden, suça konu çeklerin ibraz tarihlerindeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kurunun esas alınması suretiyle Türk Lirası olarak ağır para cezasının tayini gerekirken, belirtilen bu hususlar gözetilmeksizin, suça konu çeklerde ifade edilen yabancı para cinsinden çek bedelleri kadar ağır para cezasına hükmedilmesi (Şener Güngör, Mustafa Kaya, Çek Suçları, 1. Bası, Ankara 2003, sh 711; Hakan Pekcanıtez, Medeni Usul ve İcra-iflas Hukukunda Yabancı Para Alacaklarının Tahsili, 3. Bası, Ankara 1998 Sh.188, 189; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası Ankara 1997, sh.711; Seza Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 3. Bası, Ankara 2003, sh. 98; Talih Uyar, İcra Hukukunda Kambiyo Senetleri, 3. Bası, Ankara 2001, sh.373.)
Kabule göre de;
1136 Sayılı Avukatlık Yasası'nın 4667 sayılı Kanunun 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek vekalet ücretinin katılan yerine vekili lehine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı sanık vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün istek gibi BOZULMASINA, 05.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy