(5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 404) (5237 S. K. m. 7, 191)
Dava: Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık Yıldıray Bağcı hakkında İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda, 08.06.2005 tarih ve 2004/401 esas, 2005/152 karar sayılı mahkumiyet hükmü kurulduğu; kararın Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 11.10.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre sanık müdafi ile Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehline olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemesince 765 sayılı TCK'nın 404/2. maddesinin uygulanması sonucu sanık hakkında 1 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanun'un 191. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Kanun'un 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nin 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki hapis cezası infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK'nin lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen hapis cezası mutlaka infaz edilecek, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edildiğinde ise hükmedilecek hapis cezası ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Buna göre 5237 sayılı Kanun'un uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: Bu durumlar dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü gereğince uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, yasaya aykırı Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy