(5271 S. K. m. 232/2-c) (5252 S. K. m. 9/3) (5237 S. K. m. 191/2-5) (765 S. K. m. 404/2)
Dava: Ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık hakkında Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 09.02.2005 tarih ve 2004/361 esas, 2005/41 karar sayı ile kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafiileri tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Kanunun 8/3. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 03.06.2005 tarih ve 2005/53501 sayılı yazı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel ve özel kısımlarında yer alan yeni ve değişik düzenlemelerin mahkemesince değerlendirmesi için dosyanın Mahkemesine iade edildiği;Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda 20.07.2005 tarih ve 2004/361 esas, 2005/41 karar sayı ile kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hükümlülüğüne karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 11.11.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1-5271 sayılı CMK'nın 232/2-c. maddesi uyarınca kararda suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi,
2-5252 sayılı Kanun'un "lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemece bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK'nin 404/2 , 59 ve 647 sayılı kanunun 4. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 3300.00 YTL.adli para cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanunun 191, 62, 50. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen,hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi de mümkün olduğu gibi sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nin 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki ceza infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK'nin lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen ceza mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek ceza ,denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu durumda 5237 sayılı Kanunun uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
5237 sayılı TCK'nin 191. maddesi hükmü gereğince sanığın suç tarihi ve öncesinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı da belirlenerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, yerinde olmayan gerekçelerle hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy