(5271 S. K. m. 232/1) (5237 S. K. m. 191)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık H. Dağdelen hakkında Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 14.07.2005 tarih ve 2004/546 esas, 2005/418 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 11.10.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- 5271 sayılı CMK. nun 232/1. maddesi uyarınca hükmün başına Türk Milleti Adına verildiğinin yazılmaması,
2- 5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemece bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK. nun 404/2. maddesinin uygulanması sonucu sanık hakkında 1 yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanunun 191. maddesinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Kanunun 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK. nun 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki hapis cezası infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK. nun lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen hapis cezası mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek hapis cezası denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu durumda 5237 sayılı Kanunun uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
5237 sayılı TCK. nun 191. maddesi hükmü gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunup olunmayacağı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması
3- 5271 sayılı CMK. nun 63.(1412 sayılı CMUK. nun 66.) maddesi uyarınca suç konusu maddenin, 5237 sayılı TCK. nun 188. (765 sayılı TCK. nun 403.) maddesi kapsamında sayılabilecek uyuşturucu madde olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan iki polis memuru tarafından düzenlenen 03.10.2004 tarihli tutanak ile yetinilerek, eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy