(765 S. K. m. 59, 404) (647 S. K. m. 4, 5) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 191)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Abdullah Dinsever hakkında Genç Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 03.03.2005 tarih ve 2004/145 esas, 2005/16 karar sayı ile TCK'nın 404/2, 59, 647/4-5. maddeleri ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2005 tarih ve 78876 sayılı yazısı ile yeniden değerlendirme yapılması amacıyla dosyanın iade edildiği yapılan yargılama sonunda, TCK'nın 404/2, 59, 647 sayılı Yasa'nın 4 ve 5. maddeleri ile verilen mahkumiyet kararının hükümlü ve O yer C. Savcısı tarafından temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 11.10.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Sanık hakkında daha lehe olduğundan bahisle, 765 sayılı TCK'nın 404/2, 59/2, 647 sayılı kanunun 4. ve 5. maddesi uyarınca ceza tayin edilerek uygulama yapılmış ise de; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunduran hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 191/5. maddesinde ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama halinde cezanın infaz edileceği belirtilmesi karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği takdirde, tedbirin gereklerine uymanın sanığın lehine olup olmayacağı, ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü gereğince suç tarihi ve öncesinde sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı ve buna bağlı olarak hakkında tedavi tedbirine hükmedilmesi gerekip gerekmediği de tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, yeterli olmayan gerekçe ile hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı sanık ve o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 26.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy