(5237 S. K. m. 188/3-4-5, 220) (5252 S. K m. 9/3) (765 S. K. m. 403)
Dava: Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanıklar C.U. ve B.D.'nin yapılan yargılanmaları sonunda; 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca mahkumiyetlerine ilişkin ANKARA 11. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.09.2005 gün ve 2005/185 Esas, 2005/269 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenmiş, sanık B. müdafii incelemenin duruşmalı yapılmasını istemiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın BOZMA isteyen tebliğnamesi ile 07.02.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının ve duruşmadaki sözlü savunmalarının reddine, ancak,
1- 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen "Suç işlemek için örgüt kurmak" suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil, gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır.
Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak, sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.
Somut olaya bakıldığında; sanıkların örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte olduğu anlaşılmakta ise de, aralarında hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin uygulanmasının koşulları bulunmadığının ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın lehe olduğunun gözetilmemesi,
2- Sanık B.'nin savunmasında belirttiği ve haklarında teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/303 Esasında kayıtlı dava açıldığı iddia edilen H.P. ve C.D. ile ilgili varsa dava dosyası araştırılarak, delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının takdirinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de,
3- Mahkemece, lehe yasanın saptanması sırasında sanıkların eylemlerine 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının ilgili maddeleri arasında kıyaslama yapılarak sanıkların eylemlerine 5237 sayılı Kanunun uygulanması halinde, 5237 sayılı Kanunun 188/3,4,5 ve 220. maddeleri ile ayrı ayrı uygulama sonucu daha fazla cezaya ulaşılacağı gerekçe yapılarak 5237 sayılı Kanunun uygulanmasının aleyhe olduğu sonucuna varılmışsa da, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinin, "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmüne aykırı olarak kararın gerekçesinde 765 sayılı TCK'nın ve 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddelerine göre yapılan uygulama sonuçları karşılaştırılıp cezaları somutlaştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları ve sanık B. müdafiinin duruşma sırasındaki sözlü savunması bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün istem gibi BOZULMASINA, tahliye talebinin reddiyle, sanık B.'nin tutukluluk halinin devamına, 16.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy