(3167 S. K. m. 16) (YCGK 25.04.1988 T. 1988/9-91 E. 1988/173 K.) (YCGK 02.10.1989 T. 1989/8-200 E. 1989/274 K.)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Abdullah'ın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne ilişkin İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.12.2004 gün ve 2002/478 esas 2004/2803 sayılı hükme ilişkin yapılan temyiz isteğinin reddine dair aynı mahkemeden verilen 31.01.2005 gün ve 2005/30 sayılı müt kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın onama isteyen tebliğnamesi ile 14.04.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Ceza Genel Kurulunun 1988/6-200 esas nolu ve 1988/9-91 esas nolu karında sanık hakkında hükmolunan ehliyetin geri alınmasına dair yaptırımın feri ceza olduğundan asıl hükme temyiz edilebilirlik vasfını kazandırdığından bahsedilmiş, Ceza Genel Kurulunun 1989/8-200 esas sayılı kararında ise bahsi geçen zoralıma ilişkin hükmün temyiz olanaklı bulunduğundan zoralıma ilişkin temyiz inceleme sırasında 2955 sayılı yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün de incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Zoralım kararının hem ceza hem tedbir niteliğin de olduğunda kuşku yoktur.
3167 sayılı Yasa'nın 16. maddesinde öngörülen çek hesabı açmaktan yasaklama kararının ise tedbir niteliğinde olduğu ve temyiz incelemesi yapılabilmesinin asıl hükme bağlı olduğu kabul edildiğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sonuç: Mahalli Mahkemenin 31.01.2005 gün ve 2002/478 esas 2005/130 müteferrik nolu red kararı usul ve Yasaya uygun bulunduğu cihetle, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle red kararının istem gibi ONANMASINA, 05.07.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinde öngörülen çek hesabı açmaktan yasaklanma yaptırımı ne anılan kanunda ve nede 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarınca ceza olarak tanımlanmamış, dairemizce de anılan 3167 sayılı Kanunla düzenlenmiş tedbir niteliğinde bir yaptırım olduğu kabul edilerek uygulama yapılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde de güvenlik tedbirine hükmedilmesi kararının hüküm olduğu belirtilmiştir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulaması süren CMUK'nın 305. maddesi ile 5271 sayılı CMUK'nun istinafı düzenleyen 272. maddelerinde hükümlere karşı temyiz ve istinaf yoluna başvurulacağı belirtilmiş, temyiz ve istinaf yoluna başvurulamayacak hükümler ve cezalar arasında tedbir niteliğindeki yaptırımlara ilişkin hükümler yer almamıştır.
Bu itibarla hüküm mahiyetindeki karar ile verilen ve tedbir niteliğinde olduğu dairemizce de kabul olunan çek hesabı açmaktan yasaklama yaptırımının birlikte yer aldığı 2 milyar liradan az doğrudan adli para cezasına ilişkin hükmün bu nedenle temyizi kabil olduğu ve temyiz isteğinin reddine dair kararın kaldırılarak hükmün incelenmesi görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy