(3167 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 32, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Fehmi Yakar'ın yapılan yargılaması sonucunda; hükümlülüğüne ilişkin, Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.07.2003 gün ve 2001/1618 esas, 2003/774 karar sayılı hükmün sanık vekili tarafından temyizi üzerine, aynı mahkemenin temyiz isteğinin süreden reddine dair 07.09.2004 gün ve 2004/105 müteferrik sayılı kararının süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzelterek onama isteyen tebliğnamesi ile 02.05.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Tebligat Kanunu'nun kazai tebligat faslının, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce, tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.
Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur:
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkincisi ihtimal ise; daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan yasanın 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir:
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçlarında; adli mercilerce daha önce tebligat yapılmamış olması ve dosya içerisinde, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, noterlikçe düzenlenen resmi senetler, vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, ticaret sicilleri veya esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer alması durumunda, bu belgelerde yer alan adreslere öncelikle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi dışındaki maddelere göre tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamaması halinde, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan usullere uyularak tebligat yapılması gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre; gerekçeli kararın sanığın savunmasının alındığı oturumda bildirmiş olduğu en son bilinen adrese öncelikle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi dışındaki maddelere göre tebliğe çıkarılıp, yukarıda açıklanan işlemler yerine getirilmeksizin, doğrudan 6 örnek numaralı tebligat evrakının adrese ait binanın kapısına yapıştırılması suretiyle yasaya aykırı olarak tebliğ edilmiş olduğunun anlaşılması ve usulsüz bu tebligattan sanığın ne zaman haberdar olduğuna ilişkin olarak dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin de yer almaması nedeniyle, sanık vekilinin temyiz dilekçesinde sanığın yakalandığı tarih olarak belirttiği 21.08.2004 tarihinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, usulsüz tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi suretiyle geçerlilik kazandığı tarih olması ve böylelikle 23.08.2003 tarihinde yapılan temyiz inceleme isteğinin de süresinde yapılmış olması karşısında, yasaya aykırı olan anılan mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Suça konu çek bedelinin, dolayısıyla suçla verilen zararın esas alınması nedeniyle nispi nitelikte olan 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde öngörülen ağır para cezasının belirlenmesinde, çek hamilinin alacağının tam karşılığının (suçla verilen zararın) para cezası olarak belirlenmesi gerektiğinden, suça konu çekin ibraz tarihinde Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kurunun esas alınması suretiyle ağır para cezasının tayininin gerekmekte olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, ibraz tarihinden sonrasına rastlayan keşide tarihi itibariyle, serbest piyasada Ziraat Bankası tarafından belirlenen döviz kurunun esas alınması yasaya aykırı ise de; her iki halde de bulanacak miktarın azami sınır olan 80.000.-YTL'den fazla olması ve mahkemece temel cezanın 80.000.000.000.-TL (80.000.-YTL) olarak belirlenmiş olması karşısında, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/3. maddesinde öngörülmediği halde, sanığın çek keşide etmekten de yasaklanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanığın çek keşide etmekten yasaklanmasına, ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması, suretiyle, hükmün istek gibi Düzeltilerek ONANMASINA, İnfazın Durdurulmasına, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde hemen salıverilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığı'na yazı yazılmasına, 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy