(3167 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 35) (1412 S. K. m. 225) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Deniz Soydem'in 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 1.400.000.000. TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2003 gün ve 2002/5 esas, 2003/1065 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 20.04.2005 gün ve 17105 sayılı yazılı emri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.04.2005 gün ve Y.E. 2005/82125 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yazılı emir ve tebliğnamede, Tüm dosya kapsamına göre, Kadıköy Nüfus Müdürlüğünün 11.03.2002 gün, 4928 sayılı yazısı ile hakkında mahkumiyet hükmü kurulan Arif ve Hediye'den olma, 1975 doğumlu, Kadıköy Rasimpaşa C:52/2, S:27, S: 19'da nüfusa kayıtlı Deniz Soydem'in nüfus kaydına rastlanılmadığının bildirilmesi karşısında, gerçek sanığın kimliği araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
Kabule göre de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan, değişikliği bildirilmeyen adrese daha önce usulünce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması gerekmekte olup, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 225. maddesindeki meşruhatı içeren davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması karşısında, sanığa yeniden usulüne uygun olarak meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesinin sağlanmasından sonra yokluğunda karar verilebileceği gözetilmeden savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkumiyet kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Eylemden, süresinde yapılmış bir şikayetin bulunduğu göz önüne alınarak, failin gerçek kimlik bilgilerinin belirlenmesi durumunda, zamanaşımı süresi doluncaya kadar atılı suçtan yeniden dava açılması mümkün görülmüştür.
1- Dosya kapsamında bulunan Kadıköy Nüfus Müdürlüğü'nün 11.03.2002 gün ve 4928 sayılı yazısı ile, hakkında dava açılıp hüküm kurulan kişinin nüfus kaydına rastlanmadığının bildirilmiş olması karşısında, gerçekte var olmayan bir kişi hakkında dava açılıp, mahkumiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olması nedeniyle; ayrıca;
2- Kabule göre; Tebligat Kanunu'nun kazai tebligat faslının, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce, tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir.
Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi durumudur:
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra, ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkincisi ihtimal ise; daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan yasanın 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir:
Bu durumda, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
3167 sayılı Kanuna aykırılık suçlarında; adli mercilerce daha önce tebligat yapılmamış olması ve dosya içerisinde, muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren Ticaret Sicili Gazetesi nüshası, noterlikçe düzenlenen resmi senetler, vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, ticaret sicilleri veya esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer alması durumunda, bu belgelerde yer alan adreslere öncelikle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi dışındaki maddelere göre tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamaması halinde, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan usullere uyularak tebligat yapılması gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Dosya kapsamına göre; CMUK'nın 225. maddesindeki meşruhatı içerir davetiyenin, muhatap banka şubesinden gönderilen evraklar arasında yer alan ve Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesi kapsamındaki resmi kurumlardan olan vergi dairesince düzenlenen vergi levhasında belirtilen adrese, öncelikle anılan kanunun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebliğe çıkarılıp, belirtilen işlemler de yerine getirilmeksizin, doğrudan 6 örnek numaralı tebligat evrakının kapıya asılması suretiyle, yasaya aykırı olarak tebliğ edildiğinin, böylelikle sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmış olduğunun anlaşılması karşısında;
Sonuç: Yazılı emre dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; EYÜP 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2003 gün ve 2002/5 esas, 2003/1065 karar sayılı hükmünün CMUK'nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA; verilen cezanın çektirilmesine yer olmadığına ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy