(3167 S. K. m. 16) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Tahir Tamer Kumkale'nin 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 1.040.000.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2004 gün ve 2000/802 esas, 2004/666 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 28.07.2005 gün ve 32451 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.08.2005 gün ve 2005/144165 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre, As Temizlik ve Servis Hizmetleri ve Güvenlik Sistemleri Ticaret Limited Şirketi adına keşide edilen çekin 18.08.2000 tarihinde ilgili bankaya ibrazında karşılığının bulunmaması şeklinde belirlenen suçun işlendiği tarihten önce, şirketi temsil yetkisinin Beşiktaş 14. Noterliğinde tanzim edilen 03.03.1999 tarih, 4313 sayılı sözleşme ile Ali Mesut Kural'a devredildiği ve bu sözleşmenin 09.03.1999 tarihli ve 4747 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanmış bulunması karşısında, sanığa isnat edilen suçun kanuni unsurlarının oluşmadığının nazara alınmasında isabet görülmemiştir denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Dosya kapsamına göre; yargılama aşamasında, suç tarihi olan 18.08.2000 tarihinde hesap sahibi şirket adına çek keşide etmeye kimin yetkili kılındığının mahkemece araştırılmadığı, suça konu çeklerdeki keşideci imzasının sanığın imza sirkülerindeki imza örneklerine benzerlik göstermediği ve müşteki tarafından da, duruşmada, çeklerin şirket çeki olup, çekteki imzanın sanığa ait olmayıp, Bülent Güleç'e ait olduğunun belirtildiği halde, çeklerdeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde bir araştırmanın da yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: Hükmün kesinleşmesinden sonra, hükümlü vekilince sunulan 17.01.2004 tarihli dilekçede, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede belirtilen yetki belgesi, başka delillerle birlikte sunulmuş olup, yargılama aşamasından ve hükmün kesinleşmesinden sonra sunulan yeni bir delil niteliğindedir. Ayrıca, Ali Mesut Kural'ın 03.03.1999 tarihinde başlayan yetkisinin, suç tarihine kadar sürüp sürmediği de ve suç tarihinde kimin yetkili olduğu, dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Sorunun, hükümlü vekilinin söz konusu dilekçesinde ileri sürmüş olduğu diğer tüm hususlarla birlikte yargılamanın yenilenmesi yoluyla incelenmesi gerekmekte olup, ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı CMK'un 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 12.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy