(5237 S. K. m. 31, 51, 63, 188)
Dava: Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık Salih Salman hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 09.05.2005 tarih ve 2004/336 esas, 2005/134 karar sayısı ile sanığın 765 sayılı TCK'nın 403/5, 55/3, 40. maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay ağır hapis ve 297.077.000.TL. ağır para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden sonra resen yapılan inceleme üzerine 14.06.2005 tarih ve 200/336 esas, 2005/134 sayılı Ek kararı ile sanığın 5237 sayılı yeni TCK'nın 188/3, 31/3, 63. maddeleri uyarınca hükmün 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 5237 sayılı Yasanın 51/1-c. Maddesi gereğince ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın hükümlü müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 23.08.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında kanunun 9/1. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesi mümkündür, ancak;
a) Sonraki yasa, suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa,
b) Cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa,
c) Cezanın paraya çevrilmesi veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise,
Duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Temyize konu kararda, Sanığa verilen cezanın ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı Yasanın 51/1-c. maddesi gereğince ertelenmesine takdiren yer olmadığına karar verilerek bireyselleştirme yapılmış olması karşısında, bu hususta duruşma açılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunduğunun düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün istem gibi BOZULMASINA, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy