(3167 S. K. m. 16) (818 S. K. m. 83) (6762 S. K. m. 714) (5275 S. K. m. 106, 122) (1412 S. K. m. 321) (647 S. K. m. 5)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Mehmet Ergun Güvenç'in yapılan yargılaması sonucunda hükümlülüğüne ilişkin Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 25.05.2005 tarih ve 2005/247 esas 2005/372 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmesi üzerine, aynı mahkemenin 28.06.2005 tarih ve aynı sayılı ek kararı ile temyiz talebinin süreden reddine karar verilmiş olup, bu kararın süresi içinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olduğundan, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın red kararının kaldırılarak düzeltilerek onanma isteyen tebliğnamesi ile 24.08.2005 tarihinde Dairemize gönderilmekle, incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Sanığın yokluğunda verilen kararın 08.0.2005 tarihinde Birlikte sakin eşi Ayşe Güvenç imzasına tebliğ edildiği görülmekle birlikte, temyiz dilekçesi ekinde dosya içersine sunulan Zeytinburnu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/1251-1296 sayılı ilamı ile sanığın eşi Ayşe Güvenç'ten 24.11.2004 tarihinde boşandığının anlaşılması karşısında, yapılan tebliğin usulsüz olduğu nazara alınarak sanık müdafii tarafından sunulan temyiz dilekçesinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca süresinde sunulmuş bir temyiz dilekçesi olduğunun kabulünde yasal zorunluluk bulunduğundan, temyiz talebinin süreden reddine ilişkin anılan kararın kaldırılması suretiyle yapılan incelemede;
Borçlar Kanunu'nun 83/2, Türk Ticaret Kanunu'nun 714. ve 1567 sayılı Kanun ile bu Kanun'a dayanılarak çıkartılan Bakanlar Kurulu Kararları gereğince, 4814 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Yasa'nın 16/1. maddesinde öngörülen ağır para cezasının belirlenmesinde, suça konu çekin ibraz tarihinde Merkez Bankasınca belirlenecek efektif satış kurunun esas alınması gerekirken, keşide tarihinde geçerli olan efektif satış kurunun esas alınması suretiyle yazılı şekilde eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 122. maddesi ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Kanun'un Adli Para Cezalarının İnfazı başlıklı 106. maddesinde, süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin herhangi bir gecikme zammının öngörülmemesi karşısında; Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi uyarınca, süresinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanması olanağı bulunmadığı nazara alınarak hüküm tayininde yasal zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 647 sayılı Kanun'un 5/5. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 07.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy