(3167 S. K. m. 3, 16) (6762 S. K. m. 707/2) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'in 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 830.000.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin MALATYA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 gün ve 2004/86 esas, 2004/156 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.08.2005 gün ve 35522 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2005 gün ve 2005/153287 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, 4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında "Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Türkiye Bankalar Birliğinin görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle düzenlenir. Çek defterlerinin her yaprağına, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı, hesap numarası ve hesap sahibinin vergi kimlik numarası yazılır; ancak, hesap sahibinin vergi kimlik numarası hariç olmak üzere bunların yazılmamış olması ve bankalarca baskı şekline ilişkin esaslara aykırı davranılması çekin geçerliliğini etkilemez" hükmünün öngörüldüğü,
4814 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise, "Bankalar Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca bu kanunun yayımını izleyen bir ay içinde Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğle belirlenecek esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar. Bankalar, bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler" hükmünün yer aldığı ve anılan Kanun'da belirtildiği şekilde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca düzenlenen ve 09.04.2003 tarih ve 25074 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sıra numaralı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna İlişkin Tebliğin geçici 2. maddesinde, "Bu tebliğ ile yürürlükten kaldırılan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğine göre bastırılmış ve bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilere verilmiş çek karnelerinin kullanılmasına devam olunur." hükümlerine yer verildiği,
Söz konusu yasa değişikliği ile Türk Ticaret Kanunundaki hükümlere ek olarak, çek defterinin her yaprağında vergi kimlik numarasının yazılı olmasının çeklerde zorunlu bir unsur haline getirildiği, 4814 sayılı Kanun'da belirtilen geçiş sürecinden sonra düzenlenen ve bankaya ibrazı anında yasada öngörülen tüm zorunlu unsurlarının oluşmayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.12.2003 gün ve 2003/3718-22711 sayılı ilamı ile de kabul edilmiş bulunduğu cihetle, 27.10.2003 tarihinde bankaya ibraz edilen suça konu çekte hesap sahibinin vergi kimlik numarasının bulunmaması nedeniyle yasada belirtilen tüm zorunlu unsurları taşımadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir." denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 25.10.1993 gün ve 10/260-281 sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanıkla ilgili delillerin toplanıp değerlendirmesinin yapılmasından sonra verilen kararlarla ilgili olarak, delillerin takdir ve değerlendirmesinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle yazılı emir yoluna başvurulması mümkün değildir. Ayrıca, 4814 sayılı Kanun ile 3167 sayılı Kanun'da yukarıda belirtilen şekilde yapılan değişiklikle, vergi kimlik numarası çeklerde zorunlu bir unsur haline gelmiş ise de;
Türk Ticaret Kanunu'nun 707/2. maddesi uyarınca ileri tarihli çek düzenlenmesinin ve dolayısıyla, suça konu çekin de "31.07.2003" tarihinden önce keşide edilmesinin mümkün olması ve bu hususun dosya kapsamından anlaşılamaması karşısında, sorunun talep edilmesi halinde yargılamanın yenilenmesi yoluyla çözümlenmesi gerektiğinden,
Sonuç: Kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca REDDİNE; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 12.10.2005 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy