(5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 95, 404) (5237 S. K. m. 51, 62, 191) (647 S. K. m. 5, 6)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Süleyman Taşlı hakkında Boyabat Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 02.06.2005 tarih ve 2004/295 esas, 2005/170 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafi tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 06.10.2005 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehline olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemesince bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK'nin 404/2. ve 59. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedilmiş ve hapis cezası para cezasına çevrilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanun'un 191. ve 62. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, sanığa hükmedilecek aynı süredeki hapis cezasının da para cezasına çevrilmesi mümkün olacaktır. 5237 sayılı Kanuna göre uygulama yapıldığında, sanık hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nin 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki ceza infaz edilecektir.
765 sayılı Kanuna göre hükmedilen cezanın 647 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince ertelenmesi halinde, 765 sayılı TCK'nin 95/II. maddesi gereğince, cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi halde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur hükmüne göre, 765 sayılı TCK uygulanıp hükmedilen cezanın ertelenmesi halinde, hükümlü beş yıl içinde yeni bir suç işlerse ceza infaz edilecektir. 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapıldığında ise, hükmedilen ceza ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir.
5237 sayılı TCK'nin 191/2. maddesinde bir bakıma koşullu bir erteleme hali düzenlenmiştir. Hükmedilen cezasının, gerek 647 sayılı Kanunun 6. maddesine, gerekse 5237 sayılı Kanunun 51. maddesine göre ertelenmesi durumunda 5237 sayılı Kanunun 191/2. maddesinin korumaya yönelik düzenlenme amacı gerçekleşemeyecektir. Bu durumda 765 sayılı TCK'nin 404/2. ve 647 sayılı Kanunun 6. maddeleri yerine, hüküm tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanunun 191/1 ve 191/2. maddelerinin uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
a- Sanık hakkında lehe sonuç doğuran 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 191/2. maddeleri hükmü gereğince uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
b- Hüküm tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanun'un 5/5. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy