(1412 S. K. m. 163/2)
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık M
.'in 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 2.000.000.000.-YTL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sultanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2004 gün ve 2000/660 esas, 2004/142 karar sayılı hükmünün infazı sırasında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden C. Savcılığınca yapılan başvuru üzerine dosyanın yeniden ele alınarak, sanık hakkında daha önce verilen kararın aynen infazına ve mahkumiyet hükmündeki ağır para cezaları ibarelerinin adli para cezası olarak değiştirilmesine dair aynı Mahkemenin 25.07.2005 tarih ve aynı sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 05.07.2006 gün ve 30865 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.07.2006 gün ve K.Y.B. 2006/163301 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Tüm dosya kapsamına göre, Y
Bankası A.Ş. Gaziosmanpaşa Şubesi nezdinde, M
. adına açılmış bulunan hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle adı geçen sanık hakkında kamu davası açılmış ise de, Refahiye İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan adres tahkikatı sonucunda ve Refahiye İlçe Nüfus Müdürlüğünce yapılan araştırmada bu kimlikte bir kişinin olmadığı, nüfus kaydına rastlanmadığının belirtilmesi karşısında, çek hesabı açılırken bildirilen ad, soyad ve diğer kimlik bilgilerinin gerçekte var olmadığı, iddianame ile de 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 163/2. maddesine aykırı olacak şekilde gerçek olmayan kimlik bilgilerine dayanılarak kamu davası açılmış bulunduğu cihetle, hayali bir kişi hakkında mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, anılan ek kararın bozulması istenmiştir.
Eylemden süresinde yapılmış bir şikayetin bulunduğu göz önüne alınarak, failin gerçek kimlik bilgilerinin belirlenmesi durumunda, zamanaşımı süresi doluncaya kadar atılı suçtan yeniden dava açılması mümkün görülmüştür.
Sonuç: Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Sultanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2004 gün ve 2000/660 esas, 2004/142 karar sayılı hükmü ile buna bağlı 25.07.2005 gün ve aynı sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'ın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309/4-d maddesi uyarınca verilen Cezanın Kaldırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 23.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy