(5237 S. K. m. 7, 191, 192)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık E. Özçelik hakkında Türkeli Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 29.09.2005 tarihinde 2005/26 esas, 2005 763 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün Üst C.savcısı ve sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 07/02 2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi:
Karar: Üst aramasında uyuşturucu madde ile yakalanan sanık hakkında koşulları olmadığı halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve Üst C.savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı `Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun`la değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- Kabul ve uygulamaya göre: Kısa kararda 5237 sayılı TCK. nun 191/1 ve 192/3 maddesi gösterildiği halde gerekçeli kararda bu uygulamalar gösterilmemesi,
3- 30.12.2004 tarihli kararda sanık lehine hapis cezası para cezasına çevrildiği halde, 29.09.2006 tarihli kararda gerekçe gösterilmeden uygulanmaması,
4- Dava konusu suçun 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş olduğu gözetilmeden ve bu Kanunun 7. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceğine karar verilmesi,
5- Tedavi ve denetimli serbestlik süresi içerisinde sanığa rehberlik edecek bir uzmanın C. Savcılığı tarafından atanmasına şeklinde infazı kısıtlar nitelikte karar verilmiş olması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve Üst C.savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy