(5252 S. K. m. m. 9/3) (765 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. m. 63) (YİBK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Uyuşturucu madde ticareti yapmak ve kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçlarından sanık Mehmet D. hakkında Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 03.06.2003 tarih ve 1999/42 esas, 2003/122 karar sayı ile 765 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından 24.02.2004 tarihinde temyiz talebi süresinde olmadığından reddine karar verilmesiyle hükmün kesinleştiği, infaz aşamasında 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından duruşma açılmadan evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu 24.06.2005 tarihinde, 2005/265 esas, 2005/160 karar sayılı ek karar ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 5237 sayılı TCK. hükümlerine, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan ise 765 sayılı TCK. hükümlerine göre, mahkumiyet kararı verildiği; kararın hükümlü tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 10.11.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162 esas, 2005/173 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasayla doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğu kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi diğer durumlarda mümkündür.
Dosya kapsamına göre; sanıklar hakkında lehe olan hükümlerin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığı halde, duruşma açılmadan yapılan inceleme sonucu karar verilmesi,
2- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi hükmüne aykırı olarak; uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 5237 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, hapis cezanın yanı sıra verilen adli para cezasının aynı Kanuna göre tespiti gerekirken, kesinleşen hükümde tayin edilen para cezasının uygulanması, ayrıca; kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan ise, 765 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, 765 sayılı TCK. nun 40. maddesi yerine 5237 sayılı TCK. nun 63. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy