(5237 S. K. m. 188) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 250) (YHGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık Aziz E. hakkında İstanbul 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 05.07.2000 tarih ve 1999/242 Esas, 2000/138 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyete ilişkin verilen kararın sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 22.12.2001 tarih ve 2000/19004 Esas, 2001/7675 sayılı kararıyla onanmakla kesinleştiği, 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesinden sonra talep üzerine, CMK. nun 250. maddesi uyarınca davaya bakmakla yetkili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, 09.12.2005 tarihli ek karar ile 5237 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyete dair verilen kararın, hükümlü müdafii tarafından temyiz edildiği, Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 15.11.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlatıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kendisini müdafii ile temsil ettiren hükümlüye yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve hükümlü müdafii tarafından yapılan temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162 esas, 2005/173 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, lehe yasanın saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme veya araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa, duruşma yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğunun kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi diğer durumlarda mümkündür.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK. nun lehe olduğu değerlendirilerek uygulama yapılmışsa da örgütün tartışıldığı ve 188/3 maddesinin tatbikinde adli para cezasının teşdiden belirlendiği, bu durumun 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinde açıklanan Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerden olmadığı gözetilmeden duruşma açılarak bir karar verilmesi yerine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu hüküm kurulması.
Sonuç: Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy