(5395 S. K. m. 23, 24) (5271 S. K. m. 232) (5237 S. K. m. 50, 191)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Emrah
. hakkında Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 30.05.2006 tarihinde 2006/198 Esas, 2006/519 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.11.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için ön koşul olarak, yargılama sonucu belirlenen cezanın, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1. maddesinde, en çok 3 yıla kadar (3 yıl dahil) hapis veya adli para cezası ve hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesinde ise, en çok 2 yıla kadar (2 yıl dahil) hapis veya adli para cezası; uzlaşma kurumunun uygulanabilmesi için ise, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 24. maddesinde, kasten işlenen suçlarda, alt sınır iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezası olması gerektiği belirtilmiş olup, somut olayda, sanık hakkında verilen hapis cezası ile birlikte tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin geciktirilmesinin bunların niteliği ve amacı ile bağdaşmayacak olması karşısında, tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırılık oluşturulması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 18 yaşını doldurmamış olması nedeniyle, hakkında hükmedilen hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
3- 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddelerinin uygulanması sırasında, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine, infazı kısıtlayacak şekilde, sanığın uyuşturucu bağımlılarını tedavi eden uzman bir kuruluşta uyuşturucu tedavisi sağlanması için 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
4- Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birici fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmeden; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 16.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy