(5237 S. K. m. 7, 191) (YHGK 20.06.2006 T. 2006/10-124 E. 2006/165 K.)
Dava: Uyuşturucu madde ticareti yapmak ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık M. N. F. Hakkında, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda 29.03.2004 tarih ve 2004/53 esas, 2004/52 karar sayı ile 765 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; temyiz edilmeksizin hükmün kesinleştiği, 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama sonucu 24.05.2006 tarihinde, 2006/100 esas, 2006/128 karar sayılı ek karar ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 765 sayılı TCK. hükümlerine, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ise 5237 sayılı TCK. hükümlerine göre mahkumiyet kararı verildiği; kararın hükümlü müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama-bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.11.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosya içeriğine nazaran araştırma ve incelemeyi gerektiren başka neden bulunmamasına, 5252 sayılı TCK. nun yürürlük ve uygulama şekli hakkında Kanunun 9. maddesi hükmüne uygun hüküm kurulmuş olmasına, incelenen dosya içeriğine göre, hükümlü müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kararın istem gibi ONANMASINA,
2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.06.2006 gün ve 2006/10-124 esas, 2006/165 karar sayılı ilanımda da belirtildiği üzere; hükümlü hakkında yapılan kesinleşmiş mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı, kendine özgü bir yargılama olduğu, bu tali yargılamada, asli yargılama sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir.
Açıklanan bu durum karşısında; kesinleşmiş önceki hükümdeki uygulamanın yasaya aykırı olduğundan bozulması talebine ilişkin tebliğnamedeki 2-A ve 2-B düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy