(5237 S. K. m. 191)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Ramazan G. hakkında Yeşilyurt Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 20.07.2005 tarihinde 2004/125 esas, 2005/102 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 25.01.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 5252 sayılı Kanun'un `lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9.maddesinin 3. fıkrasındaki `lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir` hükmü karşısında, sanık lehe olan cezanın belirlenmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemece bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK. nun 404/2. maddesinin uygulanması sonucu sanık hakkında ... hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanunun 191/1. maddesinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünde aynı sürede ceza ortaya çıkacağı gibi, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Kanunun 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK. nun 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki cezası infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK. nun lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen ceza mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek ceza denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu durumda 5237 sayılı Kanunun uygulanmasının sanığın lehine olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında lehe sonuç doğuran 5237 sayılı TCK. nun 191. maddesi hükmü gereğince uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
2- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı `Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun`la değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy