(5237 S. K. m. 53, 58, 192) (5275 S. K. m. 108) (İnfaz Ve Denetimli Serbestlik İşlemleri Hakkında Genelge METİN)
Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanıklar Ç. T. ve Y. B. hakkında Boyabat Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 19.07.2006 tarih ve 2005/82 esas, 2006/52 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; kararın sanık Ç. ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kararın bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 19.12.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
A- Sanık Y. B. hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Evinde yapılan aramada kullanma sınırı içerisinde 6 gr uyuşturucu madde (esrar) ele geçirilen sanığın, tarlasında yetiştirmiş olduğu uyuşturucu maddeleri diğer sanığa para karşılığı verdiğini söyleyerek, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiğinin anlaşılmasına göre, hakkında TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2- Sanığın TCK'nın 53. maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar diğer kişiler yönünden ise, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar karar verilmek gerektiği gözetilmeden 53. maddenin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturulması,
B- Sanık Ç. T. hakkında kurulan hükümle ilgili incelemede;
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Adli sicil kaydındaki hangi hükümlülüğün tekerrüre esas alındığı denetime imkan verecek ve tereddüde neden olmayacak şekilde karar yerinde gösterilmeyerek, birden fazla mahkumiyet kararının belirtilmesi ve Boyabat Aliye Ceza Mahkemesi'nin, 19.04.2001 tarih, 2000/205 esas ve 2000/111 karar sayılı ilamının da infaz edilip edilmediği araştırılarak tekerrüre esas alınıp alınamayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesinde, mahkûmiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkralarında ise Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir.
Buna göre sanık Çetin ile ilgili verilen mahkûmiyet hükmünde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar vermek ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca denetimli serbestlik tedbiri süresinin de gösterilmesi,
3- Sanığın TCK'nın 53. maddenin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar diğer kişiler yönünden ise, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar karar verilmek gerektiği gözetilmeden 53. maddenin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturulması,
Sonuç: Yasaya aykırı sanık Ç. ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy