(5237 S. K. m. 191) (765 S. K. m. 404/2) (5252 S. K. m. 9/3)
Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Yaşar hakkında Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda, 24.12.2004 tarihinde, 2004/304 esas, 2004/439 karar sayı ile 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından temyizi üzerine; Yargıtay Onuncu Ceza Dairesinin 11.07.2005 tarih ve 2005/6103 esas, 2005/8426 karar sayılı ilamı ile 5328 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekil Hakkında Kanun'un 549 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması yönünden bozulması üzerine, Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesince 24.11.2005 tarih ve 2005/355 esas, 2005/272 karar sayısı ile bozma ilamına uyarak duruşma açtıktan sonra 765 sayılı TCK hükümlerinin sanık lehine olduğunu kabul ederek, 765 sayılı TCK'nın 404/2, 59, 36 ve 647 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleri uyarınca, 3.300.00 YTL ağır para cezasına karar verdiği; kararın sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 28.02.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca verilecek uyarlama kararında aynı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında; sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince ayrı ayrı her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya somut olarak uygulanmasıyla mümkün olacağından her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanarak gösterilerek, saptanacak sonuç cezalara göre lehe sonuç doğuran uygulamanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece; 765 sayılı TCK'nın 404/2, 59. maddeleri ve 647 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 3.300.00 YTL ağır para cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Kanun'un 191. ve 62. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Kanun'un 191/2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK'nın 191/5. fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki hapis cezası infaz edilecektir. Bir başka anlatımla, 765 sayılı TCK'nın lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen hapis cezası mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek hapis cezası denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu durumda 5237 sayılı Kanun'un uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 191. ve 62. maddeleri hükmü gereğince cezalandırılması hakkında denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi yerine, gerekçe de göstermeksizin 765 sayılı TCK'nın 404/2. ve 59. maddeleri ile 647 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddelerinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 17.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy