(5237 S. K. m. 7, 191) (5252 S. K. m. 9, 219) (YHGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık U. Özşıkka hakkında İzmir 13.Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 19.10.2005 tarihinde 2002/516 esas, 2004/61 ek karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 01.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi:
Karar: 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, lehe kanunun saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme veya araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılması gerekiyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa, duruşma yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğunun kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi diğer durumlarda mümkündür.
5237 sayılı TCK. nun lehe kabul edilmesi halinde; anılan Kanun'un 191. maddesi uyarınca, hapis cezasından ayrı olarak denetimli serbestlik tedbiri ve tedaviye hükmedilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmasında ve tedaviye hükmedilebilmesi için de, sanığın suç tarihinde ve öncesinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının belirlenmesinde zorunluluk bulunması; böylelikle, anılan maddede hapis cezasına seçenek yaptırımların bulunması ve tedavi uygulanması için belirtilen şekilde inceleme ve duruma göre araştırma yapılmasının gerekmesi nedeniyle, lehe olan hükümlerin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığı halde, duruşma açılması gerekirken duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu hüküm kurulması,
2- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre de;
A- Ek kararın zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle, 5271 sayılı CMK. nun 219. maddesine aykırı davranılması,
B- Tedavi ve denetimli serbestlik süresi içerisinde sanığa rehberlik edecek bir uzmanın C. Savcılığı tarafından atanmasına şeklinde infazı kısıtlar nitelikte karar verilmiş olması,
C- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi hükmüne aykırı olarak; 5237 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, ilk hükümde 765 sayılı TCK. hükümlerine göre tayin edilen sonuç cezanın sanık lehine olduğundan bahisle 2.180 YTL adli para cezası üzerinden infazına denilmek suretiyle hükmün karıştırılması ve karma uygulama yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy