(5237 S. K. m. 7/2, 58/6, 191/5) (5252 S. K. m. 9) (CGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık K. Ak hakkında İznik Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 06.12.2004 tarihinde 2003/10 esas, 2004/151 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün temyiz edilmeyerek kesinleştiği; hükmün infazı adamasında, 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesi nedeniyle, lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden C. Savcılığınca yapılan başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17.11.2005 tarihinde, 2003/10 esas, 2004/151 karar sayı ile 5237 sayılı TCK. nun sanığın lehine olduğu gerekçesi ile, 5237 sayılı TCK. nun 191/1, 2, 3, 4 ve 62. maddelerinin sanık hakkında uygulanmasına karar verildiği, kararının süresinde sanık tarafından temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 14.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlatıldı. Dosya incelendi:
Karar: Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih ve 2005/3-162/173 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, lehe kanunun saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılması gerekiyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa, duruşma yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğunun kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi ancak diğer durumlarda mümkündür.
5237 sayılı TCK. nun lehe kabul edilmesi halinde; anılan Kanun'un 191. maddesi uyarınca, hapis cezasından ayrı olarak denetimli serbestlik tedbiri ve tedaviye hükmedilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmasında ve tedaviye hükmedilebilmesi için de, sanığın suç tarihinde ve öncesinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının belirlenmesinde zorunluluk bulunması; böylelikle, anılan maddede hapis cezasına seçenek yaptırımların bulunması ve tedavi uygulanması için belirtilen şekilde inceleme ve duruma göre araştırma yapılmasının gerekmesi nedeniyle, lehe olan hükümlerin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığı halde, duruşma açılması gerekirken duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK. nun 7/2. maddesi hükmüne göre, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre ise, Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç, infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır. Bu kurallara aykırı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine aykırı davranması nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun 191/5. maddesi uyarınca hükmedilen cezasının infaz edilmesi halinde, sanığın adli sicil kaydının bulunduğu gerekçesiyle suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK. nun 58. maddenin 6. fıkrası gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi;
3- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 05.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy