(5271 S. K. m. 169, 232) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 7)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık M. Celal Karaoğlu hakkında Fatih 5. Asliye Ceza Mahkemesince bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, 27.06.2005 tarihinde, 2004/917 esas, 2005/644 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün o yer C.Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 14.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi:
Karar: Sanık hakkında 5237 sayılı TCK. hükümleri uyarınca belirlenen hapis cezasının, aynı Kanun yerine, 647 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca paraya çevrilmesi ve aynı Yasa'nın 5. maddesi gereğince taksitlendirilmesi suretiyle karma uygulama yapılması, belirlenen para cezasının miktarına göre, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, o yer C.Savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- Gerekçeli karar başlığında sanığın anne ve baba adlarının, doğum tarihinin, nüfusa kayıtlı olduğu yer ve adresinin yanlış yazılması,
2- Dairemizin bozma kararından sonra, yerel mahkeme tarafından bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 11.04.2005 tarihli duruşma tutanağının okunaksız olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK. nun 169. maddesine muhalefet edilmesi,
4- 5271 sayılı CMK. nun 232/2-c-d. maddesi uyarınca kararda suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi,
5- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
6- Kabule göre,
Para cezasının ödenmemesi durumunda, suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği gözetilmeden ve daha sonra da 5275 sayılı Kanunla yürürlükten kalkmış bulunan 647 sayılı Kanunun 5/5. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy